English-Turkish translations for con:

mahkum · dolandırıcı · kandırmak · sahtekar · suçlu · üçkağıt · düzenbaz · düzenbazlık · sabıkalı · hükümlü · üçkağıtçı · dolandırmak · karşı · other translations

con mahkum

Mr. Platt, Norman Webber is not an ex-con, he's not a suspect.

Bay Platt, Norman Webber eski bir mahkum ya da şüpheli değil.

Well, she'll still be an ex-con.

Şey, hala eski bir mahkum olacak.

Because all the cooks are ex-cons getting a second chance.

Çünkü bütün aşçılar, ikinci bir şans yakalamış eski mahkumlar.

Click to see more example sentences
con dolandırıcı

The con economic system is disastrous, not just for the planet, but for most people, too.

Dolandırıcı ekonomik sistem bir felaket, sadece gezegen için değil, çoğu insan için de bu böyle.

He's a con man, or something worse.

O bir dolandırıcı, belki daha da kötüsü.

A good con man can leave whenever he wants.

İyi bir dolandırıcı ne zaman isterse o zaman gider.

Click to see more example sentences
con kandırmak

The idiot conned me and took everything.

Aptal beni kandırdı ve her şeyi aldı.

I conned you, you conned me.

Ben seni, sen de beni kandırdın.

And then you conned him.

Sen de onu kandırdın?

Click to see more example sentences
con sahtekar

But wouldn't that make us con artists?

Ama bu bizi sahtekar yapmaz mı?

He's a con artist, Grace.

Sahtekar bir artist o, Grace.

He's a con artist, a crook.

O bir sahtekar, bir dolandırıcı.

Click to see more example sentences
con suçlu

Anyway, the guy I'm that working for is an ex con, but he's a real romantic and I'm trying to help him

Neyse, adına çalıştığım adam eski bir suçlu. Ama tam bir romantik ve ben de yardım etmeye çalışıyorum.

Guy Arthur Singer, con man and petty criminal.

Guy Arthur Singer, dolandırıcı ve önemsiz suçlu.

It's gotta be hard for a... .ex-con.

Zor olsa gerek eski bir suçlu için.

Click to see more example sentences
con üçkağıt

Yeah, so, the con failed technically.

Üçkağıt, teknik olarak başarısız oldu.

Love is the ultimate con.

Aşk, en büyük üçkağıt.

Dangerous combination, chess and cons.

Tehlikeli bir birliktelik. Satranç ve üçkağıt.

Click to see more example sentences
con düzenbaz

His critics call him a "con man," "an IBM machine with legs" "an arrogant dictator.

Eleştirmenler onu "bir düzenbaz" "ayaklı bir IBM makinesi", "ukala bir diktatör" olarak adlandırıyorlar.

Dalton rand is a con artist.

Utanma. Dalton Rand bir düzenbaz.

Hori is the perfect scoundrel, a diabolical con artist.

Hori mükemmel bir düzenbaz ve acımasız bir sahtekar.

Click to see more example sentences
con düzenbazlık

The only options aren't the law or the con, Neal.

Seçeneklerimiz sadece hukuk ya da düzenbazlık değil, Neal.

Well, technically, it is a con.

Aslında teknik olarak bir düzenbazlık.

But every con has an expiration date.

Ama her düzenbazlığın bir sonu vardır.

con sabıkalı

Then why is my brother an ex-con?

O zaman neden kardeşim eski bir sabıkalı?

Either your whistle-blower was wearing gloves or he's an ex-con or ex-military.

Ya ispiyoncu eldiven takıyordu ya da sabıkalı veya asker kökenli.

con hükümlü

An ex-con with a history of violence.

Şiddet dolu geçmişi olan eski bir hükümlü.

It's a perfect match. Two ex-cons named Zachary Giltner, Jacob Vallillo.

İki eski hükümlü, Zachary Giltner ve Jacob Vallillo bir takımmış.

con üçkağıtçı

He's a con man, sir.

O bir üçkağıtçı, efendim.

A fucking con man, a liar?

Lanet bir üçkağıtçı bir yalancı?

con dolandırmak

Daphne Peralta she chose the wrong couple to con.

Daphne Peralta, dolandırmak için yanlış çifti seçti.

con karşı

Me and Nate versus the ex-con?

Ben ve Nate, eski mahkuma karşıma mı?