English-Turkish translations for concern:

endişeli, endişe · ilgi · konu · şey · sorun · kaygılı, kaygı · · ilgilendirmek · ilgili olmak · merak · mesele · alakadar · bakmak · ilgi endişe · şirket · etkilemek · umur · dert · firma · other translations

concern endişeli, endişe

Seemed very concerned about you and your lovely wife.

Senin ve hoş karın hakkında çok endişeli görünüyordu.

But why are you so concerned?

Peki sen neden bu kadar endişelisin?

Anyway, we are going for the interview... .but I am more concerned about your life.

Neyse, biz gidiyoruz röportaj için. .. . Ama ben daha önce Hayatını endişe.

Click to see more example sentences
concern ilgi

Hey, I appreciate your concern, but he's not your patient, all right?

Hey, ilgin için sağol, ama o senin hastan değil, tamam mı?

This doesn't concern you, does it?

Bu seni ilgilendirmiyor, değil mi?

This doesn't concern you, West.

Bu şey seni ilgilendirmez, West.

Click to see more example sentences
concern konu

Just give him this card and tell him it's an issue that directly concerns him.

Ona bu kartı ver ve doğrudan onu ilgilendiren bir konu olduğunu söyle.

Henry, why are you not more concerned about this?

Henry, neden bu konu hakkında hiç endişeli değilsin?

He's very concerned about this, OK?

O bu konuda biraz endişeli, tamam mı?

Click to see more example sentences
concern şey

There is nothing to concern you there.

Orada seni ilgilendiren hiçbir şey yok.

Well, thank you for your concern, Officer,

Şey Düşündüğünüz için teşekkür ederim memur bey.

There's something that concerns me.

Beni ilgilendiren bir şey var.

Click to see more example sentences
concern sorun

After all, time is of no concern to a little angel like you, is it?

Sonuçta zaman, senin gibi bir melek için ufak bir sorun değil mi?

Is something the matter? no, nothing to be concerned about

Bir sorun mu var? Hayır, endişelenecek bir şey değil.

Well, that doesn't concern you.

Peki, bu senin sorunun değil.

Click to see more example sentences
concern kaygılı, kaygı

Oh, thanks, guys, but, look, I still have one concern.

Sağ olun çocuklar, ama hala bir kaygım var.

That's my only concern, Sheriff.

Benim tek kaygım bu, Şerif.

Daddy's just concerned about you, not the money.

Baban senin için kaygılanıyor. Para için değil.

Click to see more example sentences
concern

I'm concerned about everyone's, but that's just part of it, you know?

Ben herkes için endişeleniyorum, ama biliyor musun bu da işin bir parçası.

Thank you, Dewey, it's really not your concern any more.

Teşekkürler Dewey, bu gerçekten artık senin işin değil.

And that's what concerns me.

Beni endişelendiren de bu işte.

Click to see more example sentences
concern ilgilendirmek

But how does that concern you?

Ama bu seni ne ilgilendirir ki?

He concerns himself with his young son, George Willis, Junior.

Kendini genç oğlu, Küçük George Willis ile ilgilendirir.

Maybe you don't care but it concerns you.

Belki umursamıyorsun ama, bu seni de ilgilendirir.

Click to see more example sentences
concern ilgili olmak

Just give him this card and tell him it's an issue that directly concerns him.

Ona bu kartı ver ve doğrudan onu ilgilendiren bir konu olduğunu söyle.

Maggie, thanks for your concern, but that's not what happened.

Maggie, ilgin için sağ ol. Ama durum öyle değil.

But thanks for your concern.

Hayır, fakat ilgin için sağ ol.

Click to see more example sentences
concern merak

That's gonna be a security concern. But don't worry.

Bir güvenlik kaygısı olacak ama merak etme.

I'm more concerned about why we're here.

Daha çok neden burada olduğumuzu merak ediyorum.

Grandpa and I are very concerned.

Deden ve ben çok merak ediyoruz.

Click to see more example sentences
concern mesele

General fighting with a Chinese man is not a personal concern but

General, bir Çinli ile dövüşmek sadece kişisel bir mesele değildir.

That's a political concern, not military.

Bu askeri değil politik bir mesele.

That's not my concern anymore.

Bu mesele artık beni ilgilendirmiyor.

Click to see more example sentences
concern alakadar

This doesn't concern you.

Bu seni alakadar etmez.

This don't concern you, brother.

Bu seni alakadar etmez, kardeşim.

This doesn't concern you, Christopher.

Seni alakadar etmez bu konu Christopher.

Click to see more example sentences
concern bakmak

See, that concerns me. I'm worried about your soul.

Bak, bu beni ilgilendirir. senin ruhun için endişeleniyorum.

Look, I'm concerned.

Bak, ben endişeleniyorum.

Look, I'm concerned about Kyle.

Bak, Kyle için endişeliyim.

Click to see more example sentences
concern ilgi endişe

My concern is with the ship and the crew.

Benim endişem gemi ve mürettebat ile ilgili.

You know, I-I-I'm more concerned about you.

Ben senle ilgili daha çok endişeliyim.

He's concerned about Bianca's health.

O Bianca'nın sağlığıyla ilgili biraz endişeli.

concern şirket

So this little dingus here is manufactured by a big international concern: Madrigal Electromotive.

Bu ufak alet büyük, uluslararası bir şirket olan Madrigal Electromotive tarafından üretilmiş.

Manufactured by a big international concern Madrigal Electromotive.

Büyük, uluslararası bir şirket olan Madrigal Electromotive tarafından üretilmiş.

concern etkilemek

This concerns something that will affect his life.

Bu onun hayatını etkileyecek bir şeyleri ilgilendiriyor.

I find your sudden concern impressive, Mr. Wells.

Bu ani endişeniz çok etkileyici Bay Wells.

concern umur

Just my only concern right now is this woman.

Benim tek umurumda olan şey bu kadın şu anda.

That is not my concern.

Bu benim umurumda değil.

concern dert

It's not our concern anymore, Booth.

Artık bizim derdimiz değil, Booth.

concern firma

They are profit-seeking concerns some better than others, some not so great.

Bunlar çıkar peşinde koşan firmalar bazıları diğerlerinden daha iyi, bazıları da hiç değil.