consciously

Is it not conscious thought not poetry, or art, or music, literature.

Öyle mi? Bilinçli bir düşünce şiir, sanat, müzik ya da edebiyat değil.

Not conscious thought, not poetry, or art, or music, literature?

Bilinçli bir düşünce şiir, sanat, müzik ya da edebiyat değil.

We're creating a completely new consciousness like an artist or a poet.

Tamamen yeni bir bilinç yaratıyoruz. tıpkı bir sanatçı ya da şair gibi.

It felt more like my consciousness went somewhere else.

Daha çok bilincim başka bir yere gitmiş gibi hissettim.

When MacPherson was part of your consciousness, he may have left something behind.

MacPherson senin bilincinin bir parçası olduğunda geride bir şeyler bırakmış olabilir.

I've been losing consciousness more frequently lately.

Ama son zamanlarda bilincimi daha sık kaybediyorum.

Not only is she beautiful and funny and smells like candy, she's ecologically conscious.

Sadece o ve güzel ve komik, şeker gibi kokuyor o ekolojik bilinçli's.

There's something different, something evolutionary, a higher state of consciousness.

Burada farklı, evrimsel bir şeyler, yüksek bir bilinç durumu söz konusu.

Captain, there is a consciousness here.

Kaptan, burada bir bilinç var.

Two dead, three wounded, and I was the only one left conscious.

İki ölü, üç yaralı. Ve bilinci açık bir ben kalmıştım.