English-Turkish translations for considerable:

oldukça · hatırı sayılır · önemli · miktar · büyük · ciddi · dikkate değer · other translations

considerable oldukça

Captain Tracey mentioned there was once a considerable civilisation here.

Kaptan, Tracey bir ara burada bir medeniyetin olduğunu söylemişti.

You were always a considerate girl.

Hep düşünceli bir kız oldun.

I can be mature, considerate, and responsible.

Ben de olgun, sorumluluk sahibi ve düşünceli olabilirim.

Click to see more example sentences
considerable hatırı sayılır

That man in particular is worth a considerable sum to our enterprise.

Özellikle O adam hatırı sayılır bir miktar değer bizim girişim için.

And since then I've lost a considerable amount of weight.

O zamandan beri hatırı sayılır miktarda kilo kaybetmişim.

As home secretary, I have considerable influence over the police.

İçişleri bakanı olarak, polis üzerinde hatırı sayılır bir etkim var.

Click to see more example sentences
considerable önemli

Four idiots decided to steal a considerable amount of my money. Is that so?

Dört salak benim para önemli miktarda çalmaya karar verdi. ki?

The father represents the sentiment of a considerable group here.

Peder burada önemli bir grubun duyarlılığını temsil ediyor

It's a considerable event a revolution!

Bu çok önemli bir olay, bir devrim!

Click to see more example sentences
considerable miktar

That man in particular is worth a considerable sum to our enterprise.

Özellikle O adam hatırı sayılır bir miktar değer bizim girişim için.

Four idiots decided to steal a considerable amount of my money. Is that so?

Dört salak benim para önemli miktarda çalmaya karar verdi. ki?

And since then I've lost a considerable amount of weight.

O zamandan beri hatırı sayılır miktarda kilo kaybetmişim.

Click to see more example sentences
considerable büyük

I've already made a very considerable reduction, Mr. Fitzgerald.

Zaten çok büyük bir indirim yaptım, Bay Fitzgerald.

But my husband-We agreed Mrs. Brown, I understand that you're under considerable pressure.

Ama kocamla kararlastırmıstık. Bn. Brown, büyük baskı altında olduğunuzu anlıyorum.

Frasier, this Langer woman sounds if she wields considerable power.

Frasier, şu Langer denen kadın elinde büyük bir güç bulunduruyor gibi.

Click to see more example sentences
considerable ciddi

After hours of serious consideration it still makes me laugh.

Saatlerce ciddi ciddi düşündükten sonra hala beni güldürüyor.

This girl had considerable trauma.

Bu kız ciddi bir travma geçirmiş.

I'll give it serious consideration.

Bunu ciddi ciddi düşüneceğim.

considerable dikkate değer

Tobias Ek, Sten Welander and Jan-Olof Abrahamsson have also submitted proposals for improvement deserving consideration.

Tobias Ek, Sten Welander ve Jan-Olof Abrahamsson da dikkate almaya değer iyileştirme önerileri göndermişler.

Prince Jingim's words are worthy of consideration.

Prens Jingim'in sözleri dikkate alınmaya değer.