English-Turkish translations for constitutive:

anayasal · oluşturan · esas · teşkil eden · other translations

constitutive anayasal

An American, Mrs. Wallace Simpson, and his decision has sparked a constitutional crisis.

Bir amerikalı bayan Wallace Simpson, ve onun bu kararı anayasal bir kriz başlattı.

The new Spanish law restricts constitutional rights like freedom of expression.

Yeni İspanyol yasası ifade özgürlüğü gibi anayasal hakları kısıtlıyor.

Abortion isn't a constitutional issue.

Hayır, kürtaj anayasal bir konu değildir.

Click to see more example sentences
constitutive oluşturan

When will Duncan constitute a threat?

Duncan ne zaman tehdit oluşturacak?

constitutive esas

You're a constitutional liar.

Bence sen esaslı bir yalancısın.

constitutive teşkil eden

That would constitute sexual harassment.

Bu cinsel taciz teşkil edecektir.