English-Turkish translations for construction:

inşaat · yapılış · yapı · inşa · inşa etme · bina · yapım · anlam · yapma · şantiye · inşa tarzı · inşaatçı · other translations

construction inşaat

Elizabeth Taylor her construction worker, and Marilyn Monroe had that writer.

Elizabeth Taylor ve inşaat işçisi, Marilyn Monroe ve yazarı.

Listen, I have a construction job for you.

Senin için bir inşaat işi teklifim var.

I guess it must have been construction or accident

Herhalde inşaat falan var ya da kaza oldu.

Click to see more example sentences
construction yapılış

No, I'm not. Not anymore. Because I'm doing something constructive.

Hayır acı çekmiyorum artık değil, çünkü artık yapıcı bir şey yapıyorum.

This vault was constructed about a half million years ago.

Bu mahzen yarım milyon yıl kadar önce yapılmış.

It's a destructive energy in a constructive space.

Bu yıkıcı bir enerjidir ve yapıcı bir boşluktur.

Click to see more example sentences
construction yapı

Love is either a human construct or it's a real thing, right?

Aşk bir insan yapısı yoksa gerçek bir şey mi?

Time is not a construction.

Zaman bir yapı değildir.

My grandparents let them rest here between construction lines.

Benim dedesi onları burada dinlensin yapı çizgileri arasında.

Click to see more example sentences
construction inşa

We are here to construct a building and not a shrine!

Biz burada bir bina inşa ediyoruz bir türbe değil!

A gift is a social contract. A basic anthropological construct.

Hediye sosyal bir sözleşmedir temel bir insanbilimsel inşa.

A large scale hydrogen accelerator will be constructed.

Büyük ölçekli bir hidrojen hızlandırıcısı inşa edilecek.

Click to see more example sentences
construction inşa etme

We are here to construct a building and not a shrine!

Biz burada bir bina inşa ediyoruz bir türbe değil!

He's an android, chancellor, a constructed being.

O bir android, Şansölye inşa edilmiş bir varlık.

A large scale hydrogen accelerator will be constructed.

Büyük ölçekli bir hidrojen hızlandırıcısı inşa edilecek.

Click to see more example sentences
construction bina

This building is under construction.

Bu bina şu an inşaat hâlinde.

We are here to construct a building and not a shrine!

Biz burada bir bina inşa ediyoruz bir türbe değil!

For apartment buildings and other large structures, Jacque has devised a cybernated construction system.

Apartman binaları ve diğer büyük yapılar için Jacque, sibernetik inşaat sistemi tasarladı.

Click to see more example sentences
construction yapım

Stan, relax, it's just some construction.

Rahatla Stan. Yapım çalışması sadece.

Construction personnel, evacuate area.

Yapım personeli, alanı boşaltın.

Construction Supervisor Civil Engineer

Yapım yöneticisi İnşaat mühendisi.

Click to see more example sentences
construction anlam

A construction company is brick and mortar, literally.

Bir inşaat firması tam anlamıyla tuğla ve sıvadır.

Instead of meaningless performance, I'd rather deal with the issue constructively

Anlamsız bir performans yerine, konuyla yapıcı bir şekilde uğraşmayı tercih ederim.

See, the words "construct"and" build" are synonymous, Peter.

İnşa"ve" inşaat yapmak" anlamlı kelimelerdir Peter.

Click to see more example sentences
construction yapma

Mr. O'Brien, did you first attempt to construct a massive robot to kill Trent Annunzio?

Bay O'Brien, Trent Annunzio'yu öldürmek için ilk önce devasa bir robot yapmaya çalıştınız mı?

Yes, I first attempted to construct a massive robot to kill Trent Annunzio.

Evet, Trent Annunzio'yu öldürmek için ilk önce devasa bir robot yapmaya çalıştım.

construction şantiye

Alexanderplatz is one big construction site.

Alexanderplatz büyük bir şantiye sahası.

Corner of Jean-Paul and Mosesstrasse by the construction site.

Şantiyenin hemen yanındaki Jean-Paul ve Mosesstrasse'nin köşesinde.

construction inşa tarzı

And, construction-wise, a little disturbing.

İnşa tarzları biraz rahatsız edici.

construction inşaatçı

Construction crew found a body, actually, a skeleton.

İnşaatçılar bir ceset bulmuş. Aslında bir iskelet.