containing

This kit contains a valid driver's license for Jimmy Riordan and two working credit cards.

Burada Jimmy Riordan adına geçerli bir ehliyet ve iki kredi kartı var.

This box contains nine different tools, all of them important to humanity's survival.

Bu kutu dokuz farklı alet barındırıyor. Hepsi de insanlığın hayatta kalması için önemli.

One drug issue containing morphine, vitamin pills, pep pills, sleeping pills, tranquillizer pills.

Bir ilaç kutsu içinde morfin, vitamin hapları, ateş düşürücüler uyku hapları, sakinleştiriciler.

No, but it contained traces of synthetic motor oil and brake pad residue.

Hayır ama sentetik motor yağı ve fren balatası kalıntıları içeriyormuş.

The stone contains a beautiful woman and her name is

Bu taşın içinde güzel bir kadın var ve adı da

Well, a diplomatic pouch can be as small as an envelope or as big as a cargo container.

Diplomatik kargo paketleri bir mektup kadar küçük de olabilir bir konteyner kadar büyük de.

This is a shell and what it contains is pure evil.

Bu bir kabuk ve içinde de saf kötülük bulunuyor.

One drug issue containing morphine, vitamin pills, pep pills,

Bir ilaç kutsu içinde morfin, vitamin hapları, ateş düşürücüler,

Hydrogen gas, carbon dioxide and minerals containing iron, nickel and sulphur.

Hidrojen gazı, karbondioksit ve demir, nikel, sülfür içeren mineraller.

You know, maybe this broken sample container I found can tell us something.

Belki de bulduğumuz bu kırık kap bize bir şeyler söyleyebilir.