English-Turkish translations for contract:

kontrat · sözleşme · anlaşma · olmak · sözleşmeli · kontrat yapmak · antlaşma · mukavele · almak · yakalanmak · kasılmak · daralmak · akit · büzülmek · other translations

contract kontrat

But it's a contract, isn't it?

Ama bu bir kontrat, değil mi?

It's a contract case, Richard.

Bu bir kontrat davası, Richard.

Didn't you land a new contract?

Yeni bir kontrat yapmadın mı?

Click to see more example sentences
contract sözleşme

I propose that you surrender to my terms, and when I'm finished with your contract, and only then,

Ben öneriyorum size teslim benim için şartlar, ve ben bitirdiğim zaman ile sözleşme ve ancak o zaman,

If it was a serious agency, you'd have some sort of contract

Eğer ciddi bir ajans olsaydı, bir çeşit sözleşme yapmış olurdun.

Do you want a contract too?

Bir de sözleşme mi istiyorsun?

Click to see more example sentences
contract anlaşma

Mr. Thompson, this is not a business contract, it's a political deal.

Bay Thompson, bu bir sözleşmesi değil, bu bir siyasi anlaşma.

We don't need a written contract.

Yazılı bir anlaşmaya ihtiyacımız yok.

I don't need a contract.

Bir anlaşmaya ihtiyacım yok.

Click to see more example sentences
contract olmak

We've got a contract, no matter how small it is.

Ne kadar küçük olursa olsun bir kontratımız var.

James Dean, who drives me crazy and a million-dollar contract which proves me crazy.

James Dean, beni deli eden kişi ve deli olduğumu kanıtlayan bir milyon dolarlık sözleşme.

He said it were a contract with God.

O Tanrı ile bir sözleşmemiz olduğunu söyledi.

Click to see more example sentences
contract sözleşmeli

You mean contract killer?

Yani sözleşmeli katil mi?

You're a witness not a contract labour.

Sen bir görgü tanığısın,sözleşmeli işçi değil.

An engineer, name of Fanthorpe, contracted to Argentine Marine.

Bir mühendis, ismi Fanthorpe, Argentine Marine ile sözleşmeli.

Click to see more example sentences
contract kontrat yapmak

Well, do you have a contract with her or something?

Peki onunla, bir kontrat ya da öyle bir şey yaptınız mı?

Captain Mike had contracted for three years with Moran Brothers Tug and Salvage.

Kaptan Mike, Moran Kardeşler Römorkör ve Kurtarma ile üç yıllık kontrat yapmıştı.

We won a big contract.

Büyük bir kontrat yaptık.

Click to see more example sentences
contract antlaşma

It's not just a contract.

Sadece bir antlaşma değil.

This contract is void!

Bu antlaşma geçersiz!

A contract from New Zealand.

Yeni Zelanda'dan bir antlaşma.

Click to see more example sentences
contract mukavele

Well, a month ago, I signed a big contract with a big shoe company.

Peki, bir ay önce, büyük bir ayakkabı şirketiyle büyük bir mukavele imzaladım.

This is a very diffiicult contract.

Çok zor bir mukavele imzaladık.

And yes, we have an iron-clad contract.

Ve evet, çok iyi bir mukavele imzaladık.

contract almak

I don't have a guild card and I don't have a studio contract but I know there's only one way to get them

Ben bir lonca kartı yok ve ben bir stüdyo sözleşme yok ama bilmek onları almak için tek bir yolu var

Yes, I've bought a death contract.

Evet, bir ölüm antlaşması satın aldım.

contract yakalanmak

One day," he suddenly contracted malaria

Bir gün aniden sıtmaya yakalandı.

Ge contracted some illness.

Ge bir hastalığa yakalandı.

contract kasılmak

The two atria contract, then the two ventricles.

İki atria kasılır, daha sonra da iki karıncık.

contract daralmak

Everything contracts and closes in.

Her şey daralır ve kapanır.

contract akit

Is Reed Bennet's employment contract on Holden's computer?

Reed Bennet'ın akdi Holden'ın bilgisayarında mı?

contract büzülmek

These things expand and contract.

Bu şeyler genleşir ve büzülür.