English-Turkish translations for convenience:

rahat · rahatlık · market · kolaylık · konfor · bakkal · elverişlilik · uygunluk · other translations

convenience rahat

Cause that would be far too convenient and useful.

Çünkü o zaman fazla rahat ve yararlı olur.

And it's so convenient.

Ve o kadar rahat ki.

It's not very convenient here

Burası pek rahat değil.

Click to see more example sentences
convenience rahatlık

Inverting frightened animals for the slaughterer's convenience is also a violation.

Kasabın rahatlığı için korkmuş hayvanların çevirilmesi, bu da bir ihlal.

Too many conveniences are no good?

Çok fazla rahatlık iyi değildir, değil mi?

I'm travel-size for your convenience.

Senin rahatlığın için ben seyahat boyuyum.

Click to see more example sentences
convenience market

The number belongs to a SlM card purchased at a convenience store in canoga park six months ago.

Numarası aittir satın alınan bir SIM karta bir marketten canoga parkta Altı ay önce.

We have a bank, a convenience store, a gas station, pharmacy, coffeehouse, church.

Elimizde bir banka bir market bir benzin istasyonu eczane bir kafe ve kilise var.

This is an ordinary convenience-store robbery.

Bu sadece sıradan bir market soygunu.

Click to see more example sentences
convenience kolaylık

Or is it simply a response to Political convenience?

Yoksa bu siyasi kolaylığa karşı basit bir tepki mi?

Yes, of course Achieved at your convenience

Evet, tabii ki Kolaylık sağlayacağım sana

And for everyone's convenience,

Ve herkese kolaylık için,

convenience konfor

Uncle Jules and Aunt Rose lived on Minimes Street in a new apartment with all modern conveniences.

Jules Enişte ve Rose Teyze, Minimes Caddesinde yeni bir apartmanda, konforlu bir yaşam sürüyorlardı.

I got all the conveniences.

Bende tüm konfor var.

It's got all the modern conveniences.

Orası modern ve konforlu bir yer.

convenience bakkal

My stepfather and my mom run a convenience store.

Üvey babam ve annem uygun fiyatlı bir bakkal işletiyorlar.

A week later, at a convenience store

Bir hafta sonra, bir bakkal dükkanında

convenience elverişlilik

Convenience and expedience.

Uygunluk ve elverişlilik.

convenience uygunluk

Convenience and expedience.

Uygunluk ve elverişlilik.