English-Turkish translations for convenient:

uygun · kullanışlı · elverişli · rahat · münasip · güvenilir · rahatça · müsait · kolay · basit · yakın · other translations

convenient uygun

That's a very convenient answer, and I guess lucky for you that she can't confirm it.

Bu çok uygun bir cevap ve sanırım öyle şanslıyım ki o bunu sizin için doğrulayamıyor.

Is there a more convenient time?

Daha uygun bir zaman var mı?

Yes. Very convenient for you, Katherine.

Senin için çok uygun, Katherine.

Click to see more example sentences
convenient kullanışlı

It's not always convenient for me to travel home at night.

Her zaman gece eve yolculuk yapmak benim için kullanışlı değil.

It's a pretty convenient power.

Oldukça kullanışlı bir gücü var.

Incredibly convenient, isn't it?

İnanılmaz kullanışlı, değil mi?

Click to see more example sentences
convenient elverişli

First victim of this pox that is so impossibly and yet so conveniently confined to Salem.

Yüzden imkansız olan bu çiçeği ilk kurbanı ve henüz çok elverişli Salem sınırlı.

Which, gentlemen, is more important and more convenient?

Hangisi beyler, daha önemlidir ve daha elverişli?

This is convenient for you.

Bu çok elverişli bir durum.

Click to see more example sentences
convenient rahat

Cause that would be far too convenient and useful.

Çünkü o zaman fazla rahat ve yararlı olur.

And it's so convenient.

Ve o kadar rahat ki.

It's not very convenient here

Burası pek rahat değil.

Click to see more example sentences
convenient münasip

It's convenient for you, isn't it?

Bu senin için münasip, değil mi?

Well, maybe it was convenient.

Belki de münasip bir yerdir.

Or am I just convenient?

Yoksa sadece münasip miyim?

Click to see more example sentences
convenient güvenilir

It's all just so safe and convenient.

Hepsi de çok güvenli ve uygun.

Her Majesty will be comfortable and convenient.

Majesteleri rahat edecek ve güvende olacak.

Mutual respect, convenience.

Karşılıklı saygı, güven.

convenient rahatça

A pristine bullet, conveniently trapped by a liquid backstop.

Bozulmamış kurşun. Sıvı bir engel tarafından rahatlıkla durdurulan.

Conveniently trapped by a liquid back-stop.

Sıvı bir engel tarafından rahatlıkla durdurulan.

Two pawns down, white can conveniently

İki piyonu alan beyaz rahatlıkla

convenient müsait

Last night wasn't so convenient.

Dün gece pek müsait değildi.

You're just convenient.

Sen sadece "müsait"sin.

Find a convenience store.

Müsait bir dükkân bul.

convenient kolay

It would be convenient, but no.

Hayır, kolay olurdu ama hayır.

No offense, but it's a little convenient.

Üzerine alınma ama biraz kolay oldu.

convenient basit

Or is it simply a response to Political convenience?

Yoksa bu siyasi kolaylığa karşı basit bir tepki mi?

convenient yakın

I think cremation is more convenient

Sanırım yakmak daha uygun olacak