English-Turkish translations for correct:

doğru · düzeltme · haklı · düzeltmek · tamam · tam · gerçek · hatasız · düzgün · öldürmek · yerinde · doğruluk · dürüst · uygun · other translations

correct doğru

That's correct. But even so, is it really something so easy to do?

Doğru ama öyle bile olsa bu yapması kolay bir şey mi?

Ain't that always the correct answer?

Bu hep doğru bir cevap değil midir?

For each correct answer. you win a prize.

Her doğru cevap için bir ödül kazanırsınız.

Click to see more example sentences
correct düzeltme

Correction: you didn't have a team, but you got one now, son.

Düzeltme: bir ekip yoktu, ama, şimdi oğlu bir tane var.

Yes, it did, and I have made the necessary corrections.

Evet, oldu. Ama ben de gerekli düzeltmeleri yaptım.

Actually, correction. You told me over and over again, and I told Savi.

Aslında düzeltme; Sen bana defalarca söyledin, ben de Savi'ye söyledim.

Click to see more example sentences
correct haklı

Well, this is all well and good, but Ms. Townsend is correct.

Şey, bunun hepsi güzel ve iyi, ama bayan Townsend haklı.

Very good manners and correct opinions, and a wide knowledge of the world.

Çok görgülü, ve doğru fikirli, ve dünya hakkında geniş bilgisi var.

Yes, but Margot is quite correct.

Evet ama Margot oldukça haklı.

Click to see more example sentences
correct düzeltmek

But you haven't done much to correct the situation, have you?

Ama durumu düzeltmek için çok fazla bir şey yapmadın değil mi?

We brought them back for one final session to correct the problem.

Onları son bir seans için buraya getirdik sorunu düzeltmek için.

I am here to correct that mistake.

Ben bu hatayı düzeltmek için buradayım.

Click to see more example sentences
correct tamam

That is absolutely correct, young man.

Bu tamamıyla doğru, genç adam.

If Einstein is right, or if general relativity is correct, then the universe is expanding, yes?

Eğer Einstein haklıysa ya da genel izafiyet doğruysa o zaman evren genişliyor, tamam mı?

Okay, then I'll correct it.

Tamam, o halde düzelteyim.

Click to see more example sentences
correct tam

That is not entirely correct, Sir.

Bu tam olarak doğru değil efendim.

Actually, that's not quite correct.

Aslında bu tam anlamıyla doğru değil.

And the correct answer is not really.

Ve doğru cevap tam olarak değil.

Click to see more example sentences
correct gerçek

You know, if I remember correctly this story is really about Piglet.

Bilirsin, eğer doğru hatırlıyorsam bu hikaye gerçekten de Piglet hakkında.

The fact is you're correct.

Gerçek şu ki haklısınız.

Is this really correct? Should a lawyer be allowed to impede a psychiatric examination?

Bu gerçekten doğru mu? psikiyatrik bir değerlendirme için bir avukattan izin mi almalıyım?

Click to see more example sentences
correct hatasız

I made a terrible mistake and now I must correct it.

Çok korkunç bir hata yaptım ve şimdi onu düzeltmem gerek.

I am here to correct that mistake.

Ben bu hatayı düzeltmek için buradayım.

Six months later, she corrected the mistake took a fistful of sleeping pills.

Altı ay sonra hatayı düzeltti. Bir avuç dolusu uyku hapı içti.

Click to see more example sentences
correct düzgün

Mike, you can't even announce a suicide pact correctly.

Mike, sen intihar sözünü bile doğru düzgün bildiremiyorsun.

Jeez, you can't even speak Spanish correctly.

Tanrım, doğru düzgün İspanyolca bile konuşamıyorsun.

Well, then at least stir correctly.

Şey, en azından düzgün karıştır.

Click to see more example sentences
correct öldürmek

That's correct, but then you'd still be dead.

Bu doğru, ancak o zaman yine de ölmüş olursun.

Monica Craig died of lung cancer, correct?

Monica Craig akciğer kanserinden öldü, değil mi?

Mm-Hmm. She was strangled, correct?

Boğularak öldürülmüş, doğru mu?

Click to see more example sentences
correct yerinde

Actually, correction. You told me over and over again, and I told Savi.

Aslında düzeltme; Sen bana defalarca söyledin, ben de Savi'ye söyledim.

Asbjornsen and Moe's stories were not entirely correct in reality.

Asbjornsen ve Moe'nin hikâyeleri gerçekte tamamen doğru değildi.

But it's situated correctly.

Ama doğru şekilde yerleşmiş.

correct doğruluk

A diagnosis that's proven correct.

Doğruluğu kanıtlanmış bir teşhis.

It's political correctness there it is.

Bu siyasi doğruluk işte burada.

correct dürüst

These documents have been stamped correctly for two days now.

Bu belgeler, doğru dürüst mühürleneli iki gün oldu.

correct uygun

And he's anatomically correct.

Ve anatomik olarak da uygun.