English-Turkish translations for corrupt:

yozlaşmış · bulaştırmak · ahlaksız · bozmak, bozulmuş · rüşvetçi · kötü · pis · yiyici · fesat · yanlış · namussuz · yozlaştırmak · baştan çıkarmak · other translations

corrupt yozlaşmış

Still I wondered how could something that is so big and corrupt be kept secret?

Hala merak ediyorum, bu kadar büyük ve yozlaşmış bir şey nasıl sır olarak tutulabilir?

It's your life that's meaningless and corrupt.

Bu senin hayatın, anlamsız ve yozlaşmış.

Maybe he could get rid of more corrupt politicians.

Belki daha da fazla yozlaşmış politikacı temizleyebilir.

Click to see more example sentences
corrupt bulaştırmak

Still I wondered how could something that is so big and corrupt be kept secret?

Hala merak ediyorum, bu kadar büyük ve yozlaşmış bir şey nasıl sır olarak tutulabilir?

It's your life that's meaningless and corrupt.

Bu senin hayatın, anlamsız ve yozlaşmış.

An opportunity particularly if you happen to be a corrupt investor

Eğer özellikle, yoz bir yatırımcı iseniz bu bir fırsat

Click to see more example sentences
corrupt ahlaksız

Peter Florrick was a corrupt and convicted state's attorney.

Peter Florrick ahlaksız ve mahkum edilmiş bir bölge savcısı.

Do you think I'm a corrupt policeman?

Sence ben ahlaksız bir polis miyim?

Those immoral, corrupt men or your innocent son.

Ya o edepsiz, ahlaksız adamlar, ya da masum oğlun.

Click to see more example sentences
corrupt bozmak, bozulmuş

Some kind of electromagnetic disruption corrupted the entire system.

Bir tür elektromanyetik parçalanma nedeniyle tüm sistem bozuldu.

The file's corrupted, but we'll see what we've got.

Dosya bozulmuş ama elimizde ne var bakalım.

Yeah, ballistics report was corrupted too.

Evet, balistik raporu da bozulmuştu.

Click to see more example sentences
corrupt rüşvetçi

Good old corrupt Rhode Island.

İyi, yaşlı, rüşvetçi Rhode Island.

Product shot a corrupt cop.

Ürün, rüşvetçi bir polisi vurdu.

Not much in the century just Dante and a few corrupt popes.

O yüzyılda fazla bir şey yoktu Sadece Dante ve bir iki rüşvetçi papa.

Click to see more example sentences
corrupt kötü

The Jew corrupted us through bad books.

Yahudi bizi kötü kitaplar aracılığıyla kötüledi.

We are investing in corruption, Mr. Roper.

Biz kötülüğe yatırım yapıyoruz Bay Roper.

Bad company has corrupted me.

Kötü arkadaşlar bozdu beni.

corrupt pis

I'm a corrupt cop!

Ben pis bir polisim!

I'm vile and filthy and corrupt.

Ben adi pis ve ahlaksızım.

My brother's a corrupt fireman.

Ağabeyim de pis bir itfaiyeci.

corrupt yiyici

Lies and corruption have replaced justice and morality

Yalan ve fesat, adalet ve ahlakın yerini aldı.

They rose against a weak Shogunate and corrupt merchants

Zayıf bir Shogunate'ye ve yozlaşmış tacirlere karşı ayaklandılar.

corrupt fesat

Lies and corruption have replaced justice and morality

Yalan ve fesat, adalet ve ahlakın yerini aldı.

who weeps for these weeps for corruption.

Bunlar için ağlayan fesat için ağlar.

corrupt yanlış

War, disease, death, destruction, hunger, filth, poverty, torture, crime, corruption and the Ice Capades something is definitely wrong.

Savaş, hastalık, ölüm, yıkım, açlık pislik, kirlilik, işkence, suç, yozlaşma ve the Ice Capades mutlaka bir şeyler yanlış.

False accusations, corruption

Yanlış suçlama, ahlaksızlık

corrupt namussuz

Because you're a corrupt old man.

Çünkü sen namussuz, ihtiyar bir adamsın.

corrupt yozlaştırmak

My mother corrupts young souls.

Annem genç ruhları yozlaştırır.

corrupt baştan çıkarmak

Once they reach Valeria,there won't be anyone to corrupt.

Valeria'ya vardıklarında orada baştan çıkaracak kimse de olmayacak.