English-Turkish translations for cost:

olmak · mal olmak · maliyetli, maliyet · paha · bedel · fiyat · eder · masraf · tutmak · etmek · ücret · masraflı · değer · yapmak · zarar · other translations

cost olmak

I'm sorry, this is way too much, this night must have cost a fortune.

Üzgünüm. Bu kadarı çok fazla. Bu gece bir servete mal olmuş olmalı.

Do you know how much this cost me?

Bu bana kaça mal oldu biliyor musun?

How much would it cost to get you two there?

Ne kadar mal olacağını Orada size iki almak için?

Click to see more example sentences
cost mal olmak

I'm sorry, this is way too much, this night must have cost a fortune.

Üzgünüm. Bu kadarı çok fazla. Bu gece bir servete mal olmuş olmalı.

How much will this cost him?

Bu ona ne kadara mal olacak?

You know how much that would cost?

Ne kadara mal olur biliyor musun?

Click to see more example sentences
cost maliyetli, maliyet

But what's that gonna cost me?

Bunun bana maliyeti ne olacak?

Do you know what this room costs me?

Biliyor musun ne Bu oda bana maliyeti?

It's not an actual cost.

Gerçek maliyeti bu değil.

Click to see more example sentences
cost paha

Is that why it cost so much?

Bu yüzden mi bu kadar pahalı?

Everything cost so much now.

Şu anda her şey çok pahalı.

Mr. Vice President, do you think the American people are prepared for a long costly and bloody battle?

Sayın Başkan Yardımcısı, sizce Amerikan Halkı uzun, pahalı ve kanlı bir savaşa hazır mı?

Click to see more example sentences
cost bedel

See, everything and everyone has a price, and the cost of this is very, very high.

Bak, herşeyin ve herkesin bir fiyatı vardır, ve bunun bedeli çok, çok ağır.

Because there's a cost.

Çünkü bunun bir bedeli var.

Of course, but it'll cost you.

Elbette ama size bir bedeli olur.

Click to see more example sentences
cost fiyat

See, everything and everyone has a price, and the cost of this is very, very high.

Bak, herşeyin ve herkesin bir fiyatı vardır, ve bunun bedeli çok, çok ağır.

Why does it cost so much?

Neden fiyatı o kadar fazla?

Costs a little more, but it comes with a cup holder and a rearview mirror.

Fiyatı biraz daha fazla, fakat bir bardak tutacağı ve bir dikiz aynası ile birlikte geliyor.

Click to see more example sentences
cost eder

May I ask you, how much a place like this cost?

Sorabilir miyim, bunun gibi bir yer ne kadar eder?

Do you have any idea how much a horse costs?

Bir at ne kadar eder bir fikrin var mı?

This car didn't even cost that much.

Bu araba bile daha fazla eder.

Click to see more example sentences
cost masraf

I mean, look, there's almost no production costs.

Demek istediğim, şuna bak, yapım masrafı neredeyse yok.

And what about funeral costs?

Peki ya cenaze masrafları?

Medication and treatment costs..

İlaç ve tedavi masrafları..

Click to see more example sentences
cost tutmak

Jesus, that must've cost a fortune.

Tanrım, bu bir servet tutmuş olmalı.

Know how much it cost him?

Ne kadar tuttu biliyor musun?

How much has all this cost, Bob?

Bunların hepsi ne kadar tuttu, Bob?

Click to see more example sentences
cost etmek

I can't accept this, this must have cost a fortune!

Bunu kabul edemem, bu sana bir servete mâl olmuştur!

Do you know how much this thing cost?

Bu şey ne kadar ediyor biliyor musun?

How much does a cow cost?

Bir inek ne kadar ediyor?

Click to see more example sentences
cost ücret

Transportation fee, Accommodation fee, Diet costs Conversation fee, Entertainment expenses, Shopping fee

Taşıma ücreti, yatacak yer ücreti, diyet harcamaları, sohbet ücreti, eğlence pahalı, alışveriş ücreti

Does this cost extra?

Bu ekstra ücret mi?

But that costs extra.

Ama bu ekstra ücret ile.

Click to see more example sentences
cost masraflı

That's good, but it costs too much

Bu güzel, ama çok masraflı oluyor.

I was thinking of something a little less costly.

Ben daha az masraflı bir şey düşünüyordum.

Air strikes and naval attacks had proven costly and ineffective.

Hava ve deniz saldırıları masraflı ve etkisiz oluyordu.

Click to see more example sentences
cost değer

It cost a fortune, but it was worth every penny.

Bu bir servete mâl olmuştu, ama her kuruşuna değer.

Cost and worth are very different things.

Paha ve değer çok farklı şeylerdir.

Look. Whatever it costs him, it's worth it.

Ona neye mal olursa olsun, buna değer.

Click to see more example sentences
cost yapmak

Then we'll make it work. But it's gonna cost.

O zaman bu işi yapacağız, ama pahalıya patlayacak.

But, hey! That's just the cost of doing business.

Ama bu da yaptığımız işin bir maliyeti.

In hindsight it was a blunder, sir, that later made short work of your fine victory, and cost lives.

Gez bu bir gaf, efendim, Bu daha sonra yapılan kısa çalışma güzel bir zafer, ve maliyet hayatını.

Click to see more example sentences
cost zarar

Come on, Wolf, it costs you nothing!

Haydi Kurt, sana bir zararı yok!