English-Turkish translations for cottage:

kulübe · süzme · yazlık · kır evi · küçük ev · yazlık ev · sayfiye evi · other translations

cottage kulübe

There's so much for you lot with all that clubs and things and cottages and black rooms.

Sizin için zaten çok fazla şey var tüm o kulüpler, evler ve siyah odalar.

Seven shillings a week and a cottage.

Haftalık yedi şilin ve bir de kulübe.

We've prepared a cottage and a hot meal.

Sizin için bir kulübe ve yemek hazırladık.

Click to see more example sentences
cottage süzme

Scrambled eggs with English muffin, and cottage cheese with one sliced peach.

Yağda pişmiş yumurta ve muffin ve süzme peyniriyle dilimlenmiş şeftali

Cottage cheese for lunch again there, Carl?

Öğle yemeğinde yine süzme peynir mi var, Carl?

One chilaquiles, and one cottage cheese plate coming right up.

Bir tane "chilaquiles" ve bir tane de süzme peynir tabağı hemen geliyor.

Click to see more example sentences
cottage yazlık

Except for her father's cottage, which now belongs to you.

Tabii, babasının yazlık evi hariç artık sana ait.

They've got a cottage there.

Orada bir yazlık evleri var.

The old cottage, with the red dock?

Eski yazlık ev mi, kırmızı rıhtımlı olan?

Click to see more example sentences
cottage kır evi

Henry van der Luyden offered an old cottage on his property nearby.

Henry van der Luyden yakınlarda bulunan eski kır evini balayı için verdi.

A wee cottage.

Bir kır eviydi.

Doctor Jacob Tanios, Hope Cottage, Hawkshead.

Doktor Jacob Tanios, Hope Kır Evi, Hawkshead.

Click to see more example sentences
cottage küçük ev

He found a cottage and work for me, her and Angelina.

Angelina ile bana bir ve küçük bir ev buldu.

A lovely little cottage down there with a white Merc and a blue T-bird.

Orada küçük şirin bir ev var, ayrıca beyaz bir Merc ve mavi bir T-bird.

This Mr. Chiari has a cottage in Rockport and Bobbie Eden was in Rockport the night before she was killed.

Bu Bay Chiari'nin Rockport'ta küçük bir evi varmış ve Bobbie Eden kız öldürülmeden bir gece önce Rockport'taymış.

cottage yazlık ev

Except for her father's cottage, which now belongs to you.

Tabii, babasının yazlık evi hariç artık sana ait.

They've got a cottage there.

Orada bir yazlık evleri var.

The old cottage, with the red dock?

Eski yazlık ev mi, kırmızı rıhtımlı olan?

cottage sayfiye evi

Not quite, Mama, a cottage would answer very well.

Tam olarak değil, Anne, bir sayfiye evi iyi olurdu.

Two elderly aunts in Rhinebeck offered a honeymoon cottage.

Rhinebeck'teki iki yaşlı teyze balayı için bir sayfiye evi önermişti.