English-Turkish translations for course:

tabi · rota · yemek · yol · saha · ders · kurs · alan · yön · akmak · kap · hızla akmak · yöntem · süreç · parkur · gidiş · istikamet · kur · pist · other translations

course tabi

Of course you don't, because you think you're better than me.

Tabi ki istemezsin, çünkü sen benden daha iyi olduğunu düşünüyorsun.

Yeah, of course, it's fine.

Evet, tabi ki. Sorun değil.

Of course not, don't worry.

Tabi ki değil, endişelenme.

Click to see more example sentences
course rota

A new course.

Yeni bir rota.

But the ship stays on course, and so do you.

Ama gemi rotasında kalıyor ve sen de öyle.

Ensign Gates, plot a course into the chasm maneuvering thrusters only.

Teğmen Gates, bacanın içine bir rota girin sadece manevra iticiler.

Click to see more example sentences
course yemek

I was very happy, of course, but it's not the best story.

Çok mutlu oldum tabii ama pek iyi bir hikâye değil.

And of course: free dinner.

Tabi ki, bedava yemek de var.

Of course, but it's all Indian food.

Tabii ki var, ama her şey Hint Yemeği.

Click to see more example sentences
course yol

Of course there's always the easy way out.

Tabii her zaman kolay bir yolu var.

Of course there's a way out.

Elbette bir çıkış yolu var.

There is, of course, another way, sir.

Tabii, bunun başka bir yolu da var.

Click to see more example sentences
course saha

This is a beautiful course.

Bu çok güzel bir saha.

You guys really want a new golf course.

Gerçekten de yeni bir golf sahası istiyorsunuz.

This golf course is special!

Bu golf sahası özel bir yer!

Click to see more example sentences
course ders

Of course you're wrong about that.

Tabii ki yanılıyorsun. Öyle mi dersin?

How do you think Black Lightning I have a girlfriend? course there is.

Ne dersin, sence Siyah Yıldırım'ın bir kız arkadaşı var mıdır? Tabii ki.

The first lesson here is, of course, safety, okay?

Birinci ders tabi ki güvenlik, tamam mı?

Click to see more example sentences
course kurs

It's really a very, very good course.

Bu gerçekten çok ama çok iyi bir kurs.

It's a good course.

O güzel bir kurs.

This isn't some professional course.

Bu profesyonel bir kurs değil.

Click to see more example sentences
course alan

You, Johnny, Alan, Davey, and of course Mr Edgar.

Sen, Johnny, Alan, Davey ve elbette Bay Edgar için.

Of course, don't tell alan and charlie.

Tabi ki, bunu Charlie ve Alan'a söyleme.

This is some kind of training course, huh?

Burası bir çeşit eğitim alanı, değil mi?

Click to see more example sentences
course yön

Of course, now look this way.

Elbette, bir de bu yöne bak.

Maintain course and heading, Mr. Paris.

Yönü ve rotayı koruyun bay Paris.

Not romantically, of course, but in many other ways.

Romantik olarak değil tabii ki ama diğer birçok yönden uygunuz.

Click to see more example sentences
course akmak

Be a man You must be swift as a coursing river

Bir erkek ol Akan bir nehir kadar hızlı

We must be swift as a coursing river Be a man

Akan bir nehir kadar hızlı Bir erkek ol

And, of course, her nose bleeds.

Ve tabii ki burnu akıyor.

Click to see more example sentences
course kap

Just shut up and listen! Of course.

Kapa çeneni ve beni dinle Peki

Of course, our door is always open to you.

Tabii ki, kapımız sana her zaman açık.

But of course I'll win, and you'll keep your mouth shut.

Ama elbette ben kazanacağım ve sen de çeneni kapalı tutacaksın.

Click to see more example sentences
course hızla akmak

Be a man You must be swift as a coursing river

Bir erkek ol Akan bir nehir kadar hızlı

We must be swift as a coursing river Be a man

Akan bir nehir kadar hızlı Bir erkek ol

We must be swift as a coursing river

Akan bir nehir kadar hızlı Bir erkek ol

Click to see more example sentences
course yöntem

And I, of course, have the Williams family favorite.

Tabii bir de Williams ailesinin en sevdiği yöntem var.

Of course, there's a catch.

Tabii ki, bir yöntemi var.

Of course, some use a more basic method.

Tabii ki, bazıları daha temel yöntemleri kullanır.

Click to see more example sentences
course süreç

Unless, of course, it's an emergency.

Elbette, acil bir durum olmadığı sürece.

Unless that's your intention, of course.

Niyetin bu olmadığı sürece tabii ki.

Unless of course it's the new Tonka radio-controlled play bulldozer.

Yeni bir Tonka uzaktan kumandalı buldozeri olmadığı sürece tabi.

Click to see more example sentences
course parkur

It is an obstacle course. It is.

Bu Engelli bir parkur, değil mi?

It's a telekinetic obstacle course.

O, tele kinetik bir engelli parkuru.

Obstacle courses, simulated missions.

Engelli parkurlar, taklit görevler.

Click to see more example sentences
course gidiş

Defense, cutting-edge technology And of course the moon.

Savunma, ileri teknoloji ve tabii ki de Ay'a gidiş.

Of course, with Guan Yu gone.

Tabi ki, Guan Yu'nun gidişi ile

course istikamet

lntercepting approach course l.L.S., runway eight.

I.L.S. istikametinde yaklaşıyorum, pist sekiz.

course kur

Set a course for Seronia.

Seronia için bir rota kur.

course pist

lntercepting approach course l.L.S., runway eight.

I.L.S. istikametinde yaklaşıyorum, pist sekiz.