English-Turkish translations for crack:

çatlak · kırmak · kokain · kırık · crack · uyuşturucu · açmak · şaka · yarık · keş · çatal · çatlatmak · çatlamak · espri · patlama · hırsız · kaçık · patlatmak, patlamak · yarmak · zorlamak · aralık · other translations

crack çatlak

There's always a crack, and I'll find it.

Her zaman bir çatlak vardır, ve onu bulacağım.

There's a crack in it!

Burada bir çatlak var.

And why are you dressed as a crack dealer?

Ve neden çatlak bir torbacı gibi giyindin?

Click to see more example sentences
crack kırmak

But the NSA has recently developed new technology to crack it.

Ama NSA bunu kırmak için yeni bir teknoloji geliştirdi.

And that's a tough nut to crack.

Ve o kırılması çetin bir ceviz.

Tough nut to crack, that one. But so worth it.

Kırması zor bir ceviz ama bir o kadar da değer.

Click to see more example sentences
crack kokain

He's using crack and I don't know what else.

Kokain kullanıyor ve başka ne kullanıyor, bilmiyorum.

My mommy's breath smells so bad 'cause she smokes so much crack.

Annemin nefesi çok kötü kokuyor çünkü çok fazla kokain kullanıyor.

How about knives and crack?

Peki, bıçaklar ve kokain?

Click to see more example sentences
crack kırık

Not a single cabbage leaf or cracked coffee cup or table napkin.

Tek bir lahana yaprağı, kırık bir kahve fincanı ya da bir peçete.

Cracked ribs and a broken jaw.

Çatlak kaburgalar ve kırık bir çene.

That cracked mirror looks like a kid's face.

O kırık ayna, bir çocuğun yüzüne benziyor.

Click to see more example sentences
crack crack

How about if Dr Turk sings Jimmy Crack Corn as Neil Diamond?

Ya Dr. Turk Neil Diamond olarak Jimmy Crack Corn söylerse?

like Bob Dylan or Jimmy Crack Corn.

Bob Dylan ya da Jimmy Crack Corn gibi

How about if Dr Turk sings Jimmy Crack Corn?

Ya Dr. Turk Jimmy Crack Corn söylerse?

Click to see more example sentences
crack uyuşturucu

Somebody shot him four times over crack?

Birisi onu uyuşturucu için dört kez mi vurmuş?

National security and crack cocaine in the same sentence?

Ulusal Güvenlik ve uyuşturucu aynı cümlede mi kullanılıyor?

Uh, stripper, crack whore, grocery bagger? No, no, that's a noble profession.

Striptizci, uyuşturucu fahişesi, market paketçisi yok, hayır, o çok asil bir meslek.

Click to see more example sentences
crack açmak

The problem with this safe: it takes two hours to crack it.

Sorun şu ki bu kasayı açmak iki saat sürüyor. İki saat mi?

Just open it, just a crack.

kapıyı, sadece bir anlığına.

Go crack open a window!

Git bir pencere ya!

Click to see more example sentences
crack şaka

Is that supposed to be a funny crack?

Bunu komik bir şaka olması gerekiyordu?

Go ahead, crack another joke.

Devam et, başka bir şaka patlat.

Crack a joke, give him a cigarette.

Bir şaka patlat. Ona bir sigara uzat.

Click to see more example sentences
crack yarık

What a lovely crack!

Ne tatlı bir yarık o!

Three ribs cracked and a gash on the head.

Üç kaburga kırık, kafasında da yarık var.

A big eye peeped through the crack.

Büyük bir göz yarık boyunca gözetledi.

Click to see more example sentences
crack keş

Or a crack whore like my real mother.

Ya da gerçek annem gibi keş bir fahişe.

Not a crack whore then.

Keş bir fahişe değil yani.

We started with two crack babies and a camera.

İki keş bebek ve bir kamerayla başladık.

Click to see more example sentences
crack çatal

Stan Marsh thinks Elise Thompson has a hot butt crack.

Stan Marsh, Elise Thompson'ın ateşli bir çatalı olduğunu düşünüyor.

Look, two butt cracks!

Bak, iki kıç çatalı!

Farts, boobies, butt cracks!

Osuruk, memeler, kıç çatalı!

Click to see more example sentences
crack çatlatmak

Pow! I cracked his skull and then, two seconds later, he was history.

kafatasını çatlattım ve sonra, iki saniye sonra o tarih oldu.

I cracked it this morning.

Onu bu sabah çatlattım.

Doctor, doctor, i've cracked my ass.

Doktor, doktor, sanırım kıçımı çatlattım.

crack çatlamak

Be careful, boys. Cement cracks easily.

Çocuklar dikkatli olun çimento kolayca çatlar..

The egg cracks, out comes a snake.

Yumurta çatlar, içinden bir yılan çıkar.

Too rough, she cracks.

Çok sert yaparsan çatlar.

crack espri

Nothing, my friend cracked a joke.

Hiçbir şey, arkadaşım bir espri patlattı.

You cracked a Joke. So I plastered one too!

Sen bir espri yaptın, ben de bir tane patlattım.

And the lovable, wise-cracking Mick best friend,

Ve canayakın, esprili Mick yakın arkadaşı,

crack patlama

One day, there'll be a very big bang, so big every moment in history, past and future, will crack.

Bir gün çok büyük bir patlama olacak. Öyle büyük ki, tarihteki her an, geçmis ve gelecek, çatlayacak.

You may not use rage-enhancing substances such as caffeine, nicotine, alcohol, crack cocaine Slippy-Flippies, Jelly Stingers, Trick Sticks Bing Bangs or Flying Willards.

Asabileştirici maddeler kullanamazsın örneğin kafein, nikotin, alkol, kokain Slippy-Flippy, Beyaz Jöle, esrar Büyük Patlamalar ya da Uçan Willard'lar.

crack hırsız

Crack cocaine addict, arsonist, career burglar.

Taş kokain bağımlısı, kundakçı, kariyer hırsızı.

crack kaçık

Real crack-land shithole.

Gerçek kaçıkların yeri.

crack patlatmak, patlamak

Nothing, my friend cracked a joke.

Hiçbir şey, arkadaşım bir espri patlattı.

crack yarmak

She helped crack the energy-conversion formula For the bridge device,

Köprü cihazı için enerji dönüşüm formülünün çözülmesine yardım etti.

crack zorlamak

Tough nut to crack, that one. But so worth it.

Kırması zor bir ceviz ama bir o kadar da değer.

crack aralık

A very small crack.

Çok küçük bir aralık.