English-Turkish translations for crap:

saçmalık · boktan, bok · pislik · etmek · zırva · saçma · çöp · barbut · zırvalık · döküntü · çöplük · sıçmak · other translations

crap saçmalık

Sit down and cut the crap, okay?

Otur yerine ve kes şu saçmalığı!

That's crap and you're crazy.

Bu saçmalık ve sen de delisin.

I'm sorry but that sounds like a load of crap.

Üzgünüm fakat bu kulağa büyük bir saçmalık gibi geliyor.

Click to see more example sentences
crap boktan, bok

We thought we had to have at least one dinner party to use all the crap we got bought.

Biz en az bir akşam yemeği parti olduğunu sanıyordum biz satın var tüm bok kullanmak.

I've tried everything, even this crap.

Her şeyi denedim, bu boku bile.

Okay, who put this crap in here?

Tamam, bu boku buraya kim koydu?

Click to see more example sentences
crap pislik

Got money for this crap, but not for me?

Bu pislik için paran var da benim için mi yok?

It's not crap, all right.

Pislik değil, tamam mı?

But he was treating everybody like crap poor, rich, black, white.

Ama adam herkese pislik gibi davrandı, fakir, zengin, siyah, beyaz.

Click to see more example sentences
crap etmek

Admit it, Randy, you think it sounds like crap too.

Kabul et, Randy. Sen de bok gibi olduğunu düşünüyorsun.

Dad, all due respect, but that's a bunch of crap.

Baba, saygısızlık etmek istemem ama bu tamamen saçmalık.

This crap is moving.

Bu bok hareket ediyor!

Click to see more example sentences
crap zırva

This magical mystery crap is your specialty, not mine, you just tell me what to do, and I'll do it!

Bu büyülü gizemli zırva senin uzmanlık alanın, benim değil. sadece bana ne yapacağımı söyle, ben de yapayım!

Well, "all this protocol crap" matters to me.

Bütün bu protokol zırvaları" benim için önemli.

What a crap newspaper!

Ne zırva bir gazete bu?

Click to see more example sentences
crap saçma

This is crap and you know it.

Bu saçma ve bunu sen de biliyorsun.

Come on, that's crap.

Hadi ama bu saçma.

That's a crap argument.

Bu çok saçma bir iddia.

Click to see more example sentences
crap çöp

And, of course, well, I was total crap, so

Ve, elbette ben de tam bir çöp yığınıyım

It's a piece of China crap.

Çin malı bir çöp parçası.

Just more crap.

Daha fazla çöp.

Click to see more example sentences
crap barbut

Mr Chick Chapel, at the craps table, Caesar's Palace, Las Vegas, Nevada.

Bay Chick Chapel, barbut masasındadır. Caesar Oteli, Las Vegas, Nevada.

Nathan Detroit's crap game.

Nathan Detroit'in barbut oyunu.

What crap games?

Ne barbut oyunu?

Click to see more example sentences
crap zırvalık

Yeah, but it's nothing, just crap!

Evet, ama bir şey değil. Zırvalık!

Oh, come on, that's crap.

Hadi ama, zırvalık bu.

We are gathered here today to join these two great people in a blessed union and bladdah, bladdah, bladdah and crap.

Bugün buraya bu iki harika kişiyi biraraya getirmek için toplandık kutsanmış bir birliktelik ve vesaire, vesaire, vesaire ve zırvalık.

Click to see more example sentences
crap döküntü

Still crap though, isn't it?

Ama hala döküntü değil mi?

They're crap, paul.

Bunlar döküntü, Paul.

crap çöplük

Today this crap-house, tomorrow the bloody world.

Bugün bu çöplük, yarın tüm lanet dünya.

crap sıçmak

There's that same tutu-crapping voice again.

Yine aynı bale çorabına sıçtım sesi.