creates

He created this better world so that you guys could be together again, as a family.

Siz bir aile olarak birlikte olabilir böylece O, bu daha iyi bir dünya yarattı.

And this created a lot of problems for a lot of people.

Ve bu bir çok insan için bir sürü problem yarattı.

Yeah, for you, the bad news for you is that I created him.

Evet, senin için, senin için kötü haberim şu ki, onu ben yarattım.

You created the technology, you changed the world and now want to destroy it?

Teknolojiyi yarattın, dünyayı değiştirdin ve şimdi de yok etmek mi istiyorsun?

Well, he's smart and crazy enough, he may have actually created a monster.

Adam çok zeki ve yeterince deli gerçekten bir canavar yaratmış olabilir.

But not too much because it's the most beautiful holiday God ever created.

Ama çok değil, çünkü Tanrı tarafından yaratılmış en güzel bayramdır.

It's a world I'm creating a world full of monsters and heroes, good guys and bad guys.

Bu benim yarattığım bir dünya. Canavarlar ve kahramanlarla, iyi ve kötü adamlarla dolu bir dünya.

No, you wanted me to create a super soldier, but I've become so much more.

Hayır, bir süper asker yaratmak istedin. Ama ben bundan çok daha fazlası haline geldim.

I just don't understand how I could've created something that would do this

Benim sadece anlamadığım benim nasıl böyle bir şey yapacak bir şey yarattığım

And for this, I have created a very special, one of a kind

Bunun için de, çok özel bir şey yaptım, bir çeşit