creepy

Okay, creepy and weird, but what does that have to do with Derek?

Pekala, tüyler ürpertici ve tuhaf ama bunların Derek ile ne ilgisi var?

Yeah, damn, I was waiting, and then that creepy, quiet guy showed up.

Evet, lanet olsun, ben de bekliyordum ve sonra o korkunç, sessiz eleman ortaya çıktı.

No, no, that's just a creepy guy.

Hayır, hayır bu sadece ürkütücü bir adam.

Today by the pool, there was this very, very creepy, creepy child.

Bugün havuzdayken çok ama çok ürkütücü acayip ürkütücü bir çocuk vardı.

Look, she just has that weird, creepy, desperate need for attention.

Bak, onun şu garip, ürkütücü umutsuz bir ilgi ihtiyacı var.

This is either gonna be very sweet or very creepy.

Bu ya çok sevimli olacak ya da çok ürpertici.

His name is Professor Shane, and he's not creepy.

Onun adı Profesör Shane ve hiç ürkütücü değil.

This place is nice and creepy.

Bu yer hoş ve ürpertici.

I mean, between my drunk mother, your creepy uncle, and my crazy sister.

Yani benim sarhoş annem, senin yılışık amcan ve benim çılgın kardeşim.

This place is so creepy.

Bu yer çok ürkütücü.