English-Turkish translations for crook:

dolandırıcı · hırsız · eğri · düzenbaz · sahtekâr · üçkağıtçı · other translations

crook dolandırıcı

This man is a crook, give him nothing.

Bu adam bir dolandırıcı, ona hiçbir şey verme.

He's a con artist, a crook.

O bir sahtekar, bir dolandırıcı.

All right, you little crook.

Pekala, seni küçük dolandırıcı.

Click to see more example sentences
crook hırsız

I wasn't a professional crook.

Ben profesyonel bir hırsız değildim.

Crook, crook Crickety crockety, crickety, crick

Hırsız, hırsız "Crickety", "crockety", "crookedy" "crook

This time I'm the crook.

Bu sefer hırsız benim.

Click to see more example sentences
crook eğri

One million dollars, and the walls are still crooked.

Bir milyon dolar, ve duvarlar hala eğri büğrü.

Crooked Finger, Bertie and I were best friends.

Eğri Parmak, Bertie ve ben yakın arkadaştık.

Crooked Finger helped a bit.

Eğri Parmak biraz yardım etti.

Click to see more example sentences
crook düzenbaz

Stolen by the crooked politicians, stolen by cheap, immigrant labor

Düzenbaz politikacılar tarafından çalındı, ucuz, göçmen işçilar tarafından çalındı

He's a crook, George.

O bir düzenbaz George.

In fact, he's a crook.

Aslında o bir düzenbaz.

Click to see more example sentences
crook sahtekâr

Because he is a crook.

Çünkü o bir sahtekâr.

The big crook does nothing.

Büyük sahtekâr hiçbir şey yapmaz.

Besides, you were a crooked cop.

Ayrıca, sen sahtekâr bir polistin.

Click to see more example sentences
crook üçkağıtçı

Randy, my desperate, crooked friend.

Randy, benim çaresiz, üçkağıtçı arkadaşım.

We had one or two crooked inspectors.

Bir iki tane üçkağıtçı müfettişimiz vardı.

Royalton's a crook.

Royalton bir üçkağıtçı.