English-Turkish translations for crossing:

sınır · geçit · geçiş · kesit · kesişen · kavşak · other translations

crossing sınır

And like you said, you're married and we crossed a line.

Ve dediğin gibi sen evlisin ve biz sınırı aştık.

That's what Mark said, but they have crossed them.

Mark da böyle söyledi ama onlar sınırı aştı.

Well, maybe she's already crossed state lines, Noah.

Belki de çoktan eyalet sınırını geçmiştir Noah.

Click to see more example sentences
crossing geçit

How far to the nearest crossing?

En yakın geçit ne kadar uzakta?

Right turn, one way, roadworks, traffic lights, bus lane, pedestrian crossing, left turn only, traffic lights.

Sağa dön, tek yol, yol çalışması, trafik ışıkları, otobüs şeridi, yaya geçidi, sadece sola dönüş, trafik ışıkları.

Crossing that ravine is a foolish waste of time.

O dar geçitten geçmek bir vakit kaybı.

Click to see more example sentences
crossing geçiş

Last night, a man made an illegal border crossing from Canada.

Dün gece, bir adam Kanada sınırından yasadışı geçiş yaptı.

It was perfect for border crossings, perfect for new beginnings.

Yeni başlangıçlar ve sınır geçişleri için mükemmel yerdir.

We didn't know it was a crossing.

Biz bunu bir geçiş olduğunu bilmiyordum.

Click to see more example sentences
crossing kesit

And a cross-section shows that they had another and very valuable function.

Ve bir kesit onların farklı ve çok değerli bir işlevi olduğunu göstermektedir.

This is a cross-section of the victim's distal femur.

Bu kurbanın, enine kesit ve merkezden uzak kalça kemiği.

This is a highly simplified, cross-section of the tower.

Bu kuleyi gösteren oldukça basitleştirilmiş bir kesit.

Click to see more example sentences
crossing kesişen

It is not an anagram, only two crossed keys.

Bu bir ambigram değil. Çapraz kesişen iki anahtar.

Two bridges crossing into Mexico are El Porvenir and Fabens.

O yönde Meksika'da kesişen iki köprü var: El Porvenir ve Fabens.

General Paz at Libertador, crossing Rio de Ia Plata

Gümüş Nehri ile kesişen General Paz Bulvarı'nda

Click to see more example sentences
crossing kavşak

Every bridge, every river crossing, every road, staked out.

Her köprü, her kavşak, her yol tutulmuş olacak.

We've spotted Anja Bjork where Adelgatan crosses Ostergatan.

Anja Björk, Adelgatan'ı Östergatan'la birleştiren kavşakta görüldü. Tamam.

Sandiego,two minutes ago. Billy,get the crossing on the screens

Billy, kavşakları ekrana getir ve o karavanı bul!