English-Turkish translations for crown:

taç · veliaht · kraliyet · baş · hükümdar · tamamlamak · taht · kron · hükümdarlık · zirve · taç giydirmek · süslemek · other translations

crown taç

And your father wearing a giant crown. So much bigger than his head.

Ve baban dev bir taç takıyor kafasından çok daha büyük.

A crown for a king.

Kral için bir taç.

No, it's not a crown.

Hayır, taç değil o.

Click to see more example sentences
crown veliaht

The Crown Princess and Hong Se Na, are they really the same person?

Veliaht Prensesle Hong Se Na gerçekten de aynı kişi mi?

The Kaiser will go, I'll grant you and maybe the Crown Prince too, but there'll be a Regency.

Seni temin ederim, Kaiser gidecek ve belki Veliaht Prens de ama bir hükümdarlık olacak.

Do you feel the same as the Crown Prince?

Sen de Veliaht Prens gibi mi hissediyorsun?

Click to see more example sentences
crown kraliyet

Captain Jack Sparrow. for your crimes against the Crown.

Kaptan Jack Sparrow. Kraliyete karşı işlediğin suçlar.

Yes, of course, I king Clemison, decree the royal crown belongs to you, handsome lemur, Julien.

Evet, tabi ki, Ben Kral Clemson kararımı söylüyorum bu kraliyet tacı sana ait, yakışıklı lemur Julien.

Make a difference for the Crown.

Kraliyet için bir fark yaratmak.

Click to see more example sentences
crown baş

He was working with Nathan Bartnick, Harvey Crown, and possibly possibly Lieutenant Commander Thomas Geiger.

O, Nathan Bartnick Harvey Crown ve muhtemelen muhtemelen Baş komiser Thomas Geiger için çalışıyordu.

A crown jewel of North Korea's covert weapons program.

Kuzey Kore'nin gizli silah programının baş tacı.

The baby's crowning.

Bebeğin başı çıkıyor.

Click to see more example sentences
crown hükümdar

Crown Prince Chowfa Chulalongkorn, heir to throne.

Hükümdar Prens Chowfa Chulalongkorn, tahtın varisi.

Every inch the Crown soldier.

Her inç hükümdar askeri.

The monarch will be crowned.

Hükümdar taç giyecek.

crown tamamlamak

I'll look into Nathan and Crown and you focus on Sternwood, okay, and you get back to me.

Ben Nathan ve Crown araştıracağım, sen de Sternwood'a odaklan, tamam mı? Ve bana dön.

I'll look into Nathan and Crown, and you focus on Sternwood, okay?

Ben Nathan ve Crown araştıracağım, sen de Sternwood'a odaklan, tamam mı?

Just give me back the fucking crown, OK?

Şu lanet tacı geri ver, tamam mı?

crown taht

Crown Prince Chowfa Chulalongkorn, heir to throne.

Hükümdar Prens Chowfa Chulalongkorn, tahtın varisi.

Queen Perdita stands between her uncle Vertigo and the Vlatavan Crown!

Kraliçe Perdita amcası Vertigo ve Vlatava tahtı arasında duruyor.

crown kron

As a consequence, he now owes arrears of a million crowns.

Sonuç olarak, şimdi kendisinin ödenmemiş bir milyon kron borcu var.

Give him ten crowns.

Şuna on kron ver.

crown hükümdarlık

The Kaiser will go, I'll grant you and maybe the Crown Prince too, but there'll be a Regency.

Seni temin ederim, Kaiser gidecek ve belki Veliaht Prens de ama bir hükümdarlık olacak.

This crown gives me a feeling of power!

Bu hükümdarlık bana güç hissi veriyor! Güç!

crown zirve

This is his crowning moment.

Bu an onun zirve anı olmalıydı.

crown taç giydirmek

And so, in the name ofthe Father andofitheSon and ofthe Holy Ghost, I crown you

Ve böylece, Baba adına ve Oğul adına ve Kutsal Ruh adına sana taç giydiriyorum

crown süslemek

Those very thorns that adorned jesus's crown.

Bunlar, İsa'nın tacını süsleyen dikenlerin ta kendisi.