English-Turkish translations for cruel:

zalim · acımasız, acı · gaddar, gaddarca · korkunç · kalpsiz · zor · çekilmez · dayanılmaz · zalim gaddar · insafsız · merhametsiz · other translations

cruel zalim

But I was I did something very silly and very cruel.

Ama ben çok aptalca ve zalimce bir şey yaptım.

I tell you, it's a cruel, cruel world out here.

Diyorum sana, zalim ama zalim bir dünya bu.

Are you really gonna be this cruel?

Gerçekten bu kadar zalim olacak mısın?

Click to see more example sentences
cruel acımasız, acı

Look, I know this seems really, really sudden and just sort of unfair and cruel and

Bakın, biliyorum bu çok, çok ani gibi görünüyor ve bir bakımdan haksız ve acımasız ve

Life can be so cruel sometimes.

Hayat bazen çok acımasız olabiliyor.

That is too cruel a fate.

Bu çok acı bir kader.

Click to see more example sentences
cruel gaddar, gaddarca

I apologize, romantic girl, but I'll be violent and cruel now.

Özür diliyorum, romantik kız, ama şimdi vahşi ve gaddar olacağım.

Mrs. Dabney may be a mean, vicious, cruel, Horrible, nasty old witch,

Bayan Dabney huysuz, ahlaksız, gaddar korkunç, çirkin yaşlı bir cadı olabilir.

He is evil and cruel.

O bir şeytan, bir gaddar.

Click to see more example sentences
cruel korkunç

I've done bad things. Terrible things. Cruel things.

Kötü şeyler yaptım korkunç şeyler acımasız şeyler!

But the terrible fate, the cruel

Ama acımasız ve korkunç kader

What a cruel play!

Ne korkunç bir oyun!

Click to see more example sentences
cruel kalpsiz

Five years ago it was destroyed by a cruel and heartless duke.

Beş yıl önce zalim ve kalpsiz bir dük tarafından talan edildi.

I've seen many cruel people. But not a heartless friend like you!

Çok zalim insan gördüm ama senin gibi kalpsiz bir arkadaş görmedim.

The Beast is a cruel, heartless monster.

Canavar cani ve kalpsiz bir yaratık.

Click to see more example sentences
cruel zor

Life is really hard and cruel.

Hayat sahiden de zor ve acımasız.

It was a cruel hoax at a difficult time.

Bu zor bir zamanda bir zalim sahteymiş.

Why do kids have to be so fricking cruel?

Neden çocuklar bu kadar acımasız olmak zorundalar?

Click to see more example sentences
cruel çekilmez

This camping thing is cruel and unusual.

Bu kamp olayı alışılmadık ve çekilmez bir şey.

The cruel slow-motion laughter is just your imagination.

Bu acımasız, yavaş çekim gülüşmeler sadece hayal gücümün bir ürünü.

cruel dayanılmaz

You've suffered a cruel loss, John Russell.

Dayanılmaz bir kayıp yaşadınız, John Russell.

I am sorry for the cruel swirlies the pink bellies the purple nurples.

Bu dayanılmaz girdaplar için üzgünüm. Pembe karınlar için de Morartılar için de.

cruel zalim gaddar

Because he's cruel and abusive.

Çünkü zalim ve gaddar biri.

cruel insafsız

Four days in this cruel heat and horrible tension.

Bu insafsız sıcak ve korkunç gerilim altında dört gün.

cruel merhametsiz

He was a cruel and bloodthirsty tyrant.

Merhametsiz ve ve kana susamış bir zorbaydı.