English-Turkish translations for crush:

ezmek, ezilmiş · aşk · ezme · kırmak · parçalamak · mahvetmek · sıkmak · other translations

crush ezmek, ezilmiş

Perfect. I've sold this show once before you were even here, and I crushed it.

Bu şovu daha önce bir kere sattım. sen burada bile değildin, ve ben ezip geçtim.

His nose is crushed, but he'll be fine in a month.

Burnu ezildi, ama bir ay için de iyi olacak.

Dad's got a big crush on him.

Babam ona büyük bir ezilme var.

Click to see more example sentences
crush aşk

Uh, this wasn't a TV crush.

Bu bir televizyon aşkı değildi.

I'm a stupid girl with a stupid crush!

Ben aptalca bir aşka tutulmuş aptal bir kızım!

You kissed her crush.

Sen onun aşkını öptün.

Click to see more example sentences
crush ezme

I'm a worm, don't crush me!

Ben bir solucanım. Beni ezme!

Hey, Mike, don't crush that car yet.

Hey, Mike, o arabayı şimdi ezme.

Don't crush him.

Onu ezme sakın.

Click to see more example sentences
crush kırmak

The crushed one must be this one

Bu kırılmış olan bu kişi olmalı!

Crush Captain Russell's arrogance!

Yüzbaşı Russell'ın kibrini kırın!

Crush it, Arnold.

Kır onu, Arnold.

Click to see more example sentences
crush parçalamak

Now, go crush that test.

Şimdi git ve o testi parçala.

Crush those numbers, Tessa!

Parçala o numaraları Tessa!

Braddock lands a crushing right.

Braddock parçalayıcı bir sağ oturtuyor.

Click to see more example sentences
crush mahvetmek

It'll absolutely crush her.

Bu onu kesinlikle mahveder.

The Eichen House and MRI bills are crushing him.

Eichen Evi ve MR faturaları onu mahvediyor.

Crush and annihilate them!

Onları ez ve mahvet!

crush sıkmak

A sparse cloud crushed into a dense swirl of dust.

Seyrek bir bulut yoğun bir toz girdabına sıkıştı.

A supernova crushes a massive dusty cloud into a protoplanetary disk.

Bir süpernova büyük bir toz bulutunu sıkıştırarak bir gezegensel disk oluşturdu.