English-Turkish translations for cup:

fincan · bardak · kupa · kadeh · kap · kâse · tas · other translations

cup fincan

Do you have a minute for a cup of coffee, a beer?

Bir fincan kahve, bir bira içmek için vaktin var mı?

Sorry, Dad, do you want a cup of tea?

Üzgünüm baba bir fincan çay ister misin?

Come and have a cup of coffee.

Gel de bir fincan kahve iç.

Click to see more example sentences
cup bardak

You make me a cup of tea and I'll give you a hand.

Sen bana bir bardak çay yap, ben de sana yardım edeyim.

How about some apple pie and a cup of coffee?

Bir parça elmalı tart ve bir bardak kahve nasıl olur?

This is not your cup of tea.

Bu senin çay bardağın gibi değil.

Click to see more example sentences
cup kupa

British Davis Cup a long time ago.

British Davis kupası. Uzun bir zaman önce.

It's a tea cup, not the World cup.

Bu dünya kupası değil, bu çay bardağı.

This cup is so tiny.

Bu kupa çok minik.

Click to see more example sentences
cup kadeh

So there's a cup.

Yani bir kadeh var.

Father, take this cup from me.

Baba, al bu kadehi benden.

It's your victory cup!

Bu senin zafer kadehin.

Click to see more example sentences
cup kap

You go get a cup of tea with sugar.

Sen git şekerli bir çay kap gel.

Everybody's got a cup, right?

Herkesin kabı var, değil mi?

What's this, an eye cup?

Nedir bu, bir göz kabı mı?

Click to see more example sentences
cup kâse

A knife, a cup to catch the holy blood and a reed.

Bir bıçak kutsal kanı tutmak için bir kase ve bir kamış.

Just one cup?

Sadece bir kâse?

Cup of soup.

Bir kase çorba.

Click to see more example sentences
cup tas

Bring a cup for me.

Bir tas da bana getir.

McCartney, give me a cup of coffee.

McCartney, bana bir tas kahve ver.

Tonight is cold roast beef and a salad and a Cup-a-soup for you.

Kızarmış soğuk sığır eti ile salata var.. . ve bir tas çorba.