English-Turkish translations for custody:

gözaltı · velayet · gözetim · nezaret · vesayet · koruma · tutuklu · sorumluluk · other translations

custody gözaltı

Agent Booth, nice to see you again, especially when I'm not in custody.

Ajan Booth, sizi tekrar görmek çok güzel özellikle de ben gözaltında değilken.

I have a suspect in custody.

Ben bir şüpheliyi gözaltına var.

We have a suspect in custody, whose father's a hotshot lawyer.

Gözaltında, babası çok başarılı bir avukat olan bir şüphelimiz var.

Click to see more example sentences
custody velayet

Brandon may be living under your roof, but I am still his mother, and technically, Mike, legally, I have custody.

Brandon senin çatın altında yaşıyor olabilir ama yine de ben onun annesiyim ve yasal olarak Mike, velayeti bende.

Because someday, Madam Mayor, you may find yourself in a custody battle.

Çünkü Bayan Başkan, bir gün kendinizi bir velayet savaşı içinde bulabilirsiniz.

Jimmy's got custody issues with Julie.

Jimmy'nin Julie ile velayet sorunları var.

Click to see more example sentences
custody gözetim

DCI Hunt used physical violence and now he's holding Gil Hollis in custody without caution.

DCI Hunt fiziksel şiddet kullandı ve şimdi de Gil Hollis'i kefaletsiz olarak gözetim altında tutuyor.

She's in your custody now.

O, şimdi senin gözetiminde.

We're taking you into protective custody, Mr. Sung.

Sizi koruyucu gözetim altına alıyoruz Bay Sung.

Click to see more example sentences
custody nezaret

Kit Walker escaped custody.

Kit Walker nezaretten kaçtı.

Look, I've got Ron Jackson and Gordon McRae in custody.

Bak, Ron Jackson ve Gordon McRae'yi nezarete aldım.

Commander Data is safely in custody.

Komutan Data sağ salim nezaret altında.

Click to see more example sentences
custody vesayet

It's why this idiot judge gave him custody.

Bu yüzden, o aptal yargıç vesayeti ona verdi.

Because we have a custody agreement.

Çünkü bir vesayet anlaşmamız var.

Since this is still a custody case,

Bu hâlâ bir vesayet davası olduğundan,

Click to see more example sentences
custody koruma

You call this "protective custody"?

Sen buna "Gözaltında Koruma" diyorsun?

Get them both into protective custody.

İkisini de koruma altına alın.

But, H., don't worry, the chain of custody's tight.

Ama merak etme H., delil koruma zinciri sağlam.

Click to see more example sentences
custody tutuklu

Well, he isn't actually in custody, sir.

Şey, aslında o tutuklu değil, efendim.

We have the suspect, white male, disarmed and in custody.

Şüpheliyi yakaladık, beyaz bir erkek, silahsız ve tutuklu.

custody sorumluluk

Custody. It's a big responsibility.

Vesayet çok büyük bir sorumluluk.