English-Turkish translations for cut:

kesmek, kesilmiş · kesik, kesikler · kesme · kesimli, kesim · bırakmak · pay · indirmek · parça · yara · kesinti · atmak · dilim · çıkarmak · yolunu kesmek · asmak · şekil · hazır · açmak · biçim · çizik · devam etmemek · kırmak · doldurmak · vuruş · kurgu · doğramak · uygun olmak · tip · darbe · other translations

cut kesmek, kesilmiş

And Helen and I, we were to cut off all communication with each other for at least six months, maybe more.

Ve Helen ve ben, biz tüm iletişimi kesti edildi Azından altı ay, belki daha fazla için birbirleri ile.

Cut the damn cake, huh?

Kes şu lanet pastayı, ha?

He was cut once and only once.

Bir kere kesilmiş, sadece bir kere.

Click to see more example sentences
cut kesik, kesikler

Oh, it's nothing, just a little cut.

Hiçbir şey, sadece küçük bir kesik.

Yeah, but now we're totally cut off!

Evet, ama şu an tamamen bağlantımız kesik!

It's not just the cut.

Sadece kesik de değil.

Click to see more example sentences
cut kesme

Okay, but don't cut yourself.

Tamam ama kendini kesme.

Please don't cut anymore, please!

Lütfen daha fazla kesme! Lütfen!

Don't cut yourself, Princess.

Kendini kesme sakın Prenses.

Click to see more example sentences
cut kesimli, kesim

Not the right cut for you, though.

Yine de senin için doğru kesim değil.

Beer and hair cut.

Bira ve saç kesimi.

This is a simple cut but elegant.

Basit bir kesim, fakat oldukça zarif.

Click to see more example sentences
cut bırakmak

If something happens, anything at all, you cut and run.

Eğer bir şey olursa, herhangi bir şey, herşeyi bırak ve koş.

Come over here and cut me loose, right now.

Buraya gel ve beni serbest bırak. Hemen!

Cut him loose six hours ago.

Altı saat önce serbest bırakılmış.

Click to see more example sentences
cut pay

And what's your cut, Danny?

Senin payın ne Danny?

Here you go, that's your cut.

İşte al, bu senin payın.

What's your cut?

Senin payın nedir?

Click to see more example sentences
cut indirmek

Please cut me down. Please.

Lütfen indir beni, lütfen.

Please cut me down, Steve!

Lütfen indir beni, Steve!

Cut me loose you filthy bastard! Put me down!

Çöz beni, seni alçak herif! indir aşağı beni!

Click to see more example sentences
cut parça

Mmm. Cut yourself a piece.

Kendine bir parça kes.

Get some scissors and cut a patch.

Makası al ve bir parça kes.

Remember those nice, juicy cuts of beef?

O güzel, sulu biftek parçalarını hatırlıyor musun?

Click to see more example sentences
cut yara

It's a really bad cut.

Gerçekten kötü bir yara.

Each cut, each scar, each burn, a different mood or time.

Her kesik, her yara, her yanık, farklı ruh hali veya zaman.

Is there like a bruise or a cut or something?

Burada yara veya kesik gibi bir şey var sanki?

Click to see more example sentences
cut kesinti

On the surface, these cuts seem like a good idea

Yüzeysel olarak, bu kesintiler iyi bir fikir gibi görünüyor

Yeah. Budget cuts. You know.

Evet, bütçe kesintileri işte.

All these budget cuts.

Bütün bu bütçe kesintileri.

Click to see more example sentences
cut atmak

I didn't do anything bad but they cut my feet threw me away.

Ben kötü bir şey yapmadım ama ayaklarımı kesip beni bir kenara attılar.

Boston wants to cut him.

Boston onu atmak istiyor.

Rygel, cut it out.

Rygel, kes at şunu.

Click to see more example sentences
cut dilim

Now cut a piece.

Şimdi bir dilim kes.

Here a little slice There a little cut

İşte küçük bir dilim Küçük bir kesik.

Cut me a real piece!

Gerçek bir dilim kes!

Click to see more example sentences
cut çıkarmak

Come on. Cut it out.

Hadi, kes çıkar şunu.

Take out your Swiss Army knife and cut me here just just a little.

İsviçre ordu çakını çıkar ve beni burada kes.. sadece sadece biraz.

Clarence wants to cut Isaac's sketch.

Clarence Isaac'in skecini çıkarmak istiyor.

Click to see more example sentences
cut yolunu kesmek

But someone, nobody knows who, cut him down on the way.

Ama birisi, kim olduğunu kim bilir, onun yolunu kesti.

But this sounds like a short cut.

Ama bu, kestirme yol gibi görünüyor.

Whatever it is, it cut off all our roads.

Bu şey her neyse, tüm yolları kesti.

Click to see more example sentences
cut asmak

Uh, no, I cut hair, actually.

Hayır, aslında ben saç kesiyorum.

Well, actually, the risk of throat-cutting is very low.

Aslına bakarsan, boğazın kesilme riski çok düşük.

Well, actually, the risk of throat-cutting is very Iow.

Aslında bir yerine bir şey olması riski çok düşüktür.

Click to see more example sentences
cut şekil

Yeah, but they have to cut the cake somehow.

Evet, ama bir şekilde keki kesmek zorundalar.

This wire can cut meat and bone very easily.

Bu tel eti ve kemiği çok kolay bir şekilde kesebilir.

Cutting up the canvas like this gives us the exact relations.

Tuvali bu şekilde kesmek ilişkileri bize tam olarak verir.

Click to see more example sentences
cut hazır

So I am ready to cut hair today.

Ben de bugün saç kesmek için hazırım.

Maybe Van Gogh wasn't ready to cut off his ear and if he'd waited

Belki Van Gogh kulağını kesmek için hazır değildi ve eğer bekleseydi

So the doctor said Tyler took something called methadrone, cut with GHB, a stimulant and a depressant.

Doktor, Tyler'ın metadron adında bir şey aldığını söyledi. GHB ile hazırlanmış bir uyarıcı ve depresanmış.

Click to see more example sentences
cut açmak

Cut her open.

Kesip açın onu.

Leonardo, cut it open.

Leonardo, şunu kes .

Fourth round, this cut opens up.

Dördüncü raundda bu kesik açıldı.

Click to see more example sentences
cut biçim

This was a clear-cut suicide case.

Bu kesin bir biçimde intihar vakasıydı.

Diamond-cut jumper, those silly little socks.

Baklava biçimli kazaklar, hırttan küçük çoraplar

Square cut or pear-shaped

Kare kesimli armut biçimli

cut çizik

Three men, three cuts.

Üç insan için üç çizik.

Look Scratches and cuts

Bak, çizikler ve kesikler

No, these are for cuts and scrapes.

Hayır, bunlar kesikler ve çizikler için.

cut devam etmemek

Go ahead, cut it off.

Devam et, kes şunu.

Go ahead, cut!

Devam et, kes!

Go ahead, Tina, cut it.

Devam et Tina, kesebilirsin.

cut kırmak

She broke his heart, so he cut out hers.

Onun kalbini kırmış, o da kalbini kesmiş.

Cut to your left few degrees and follow me.

Birkaç derece sola kır ve beni takip et.

I would start with a bouquet of fresh-cut wildflowers, followed by dinner at Pope's bar, a bottle of his best champagne,

Ben bir buket ile başlamak istiyorum taze kesilmiş kır çiçekleri, ardından Papa'nın barda akşam yemeği, onun en iyi bir şişe şampanya,

cut doldurmak

Spies are used to battling cutting-edge encryption and billion-dollar security.

Casuslar, mücadeleye alışıktır. İleri teknoloji şifreleme ve milyar dolarlık güvenlik.

You have one more mission, YOON Go cut off Gang-dol's dick!

Bir görevin daha var Yoon. Gidip Gang Dol'un taşaklarını keseceksin.

cut vuruş

Shoot him, and cut out his tongue, and shoot his tongue.

Onu vurun, dilini kesin ve sonra da dilini vurun.

Good cut, good cut.

İyi vuruş, iyi vuruş.

cut kurgu

Final Cut," dude.

Son Kurgu" dostum.

Fellas, I got the special-edition DVD director's cut.

Çocuklar, elimde özel yönetmenin kurgusu DVD basımı var.

cut doğramak

Chopping cotton, cutting cane.

Pamuk doğramak, şeker kamışı kesmek.

cut uygun olmak

Sorry, Joey, but you're not cut out to be boss.

Üzgünüm Joey ama patron olmak için uygun biri değilsin.

cut tip

Wade Burke was a clean-cut honor student type.

Wade Burke düzgün, onur öğrencisi bir tip.

cut darbe

This is a fatal cut.

Bu öldürücü bir darbe.