English-Turkish translations for dance:

dans · dans ettirmek, dans etmek · dans müziği · balo · oynamak, oynatmak · oyun · eğlence · other translations

dance dans

And now, ladies and gentlemen, captain, time for the dance.

Ve şimdi, bayanlar ve baylar kaptan, dans zamanı.

It's a party. People might want to dance.

Bu bir parti, İnsanlar dans etmek ister.

All right, let's dance. No, no.

Haydi dans edelim Hayır, hayır.

Click to see more example sentences
dance dans ettirmek, dans etmek

This is a bad moment, but would you like to dance with me?

Bu kötü bir zaman, ama benimle dans etmek ister misin?

Baby, please dance with me.

Bebeğim, lütfen benimle dans et.

Now you're dancing with me. How weird is that?

Şimdi de benimle dans ediyorsun, ne tuhaf.

Click to see more example sentences
dance dans müziği

Oh, do you like good food, wine fine music, wonderful dancing, and beautiful girls?

İyi yemekten hoşlanır mısın? Şarap, iyi müzik, harika dans ve güzel kızlar.

Music and dancing.

Müzik ve dans.

We want to dance real music!

Dans etmek istiyoruz! Gerçek müzik!

Click to see more example sentences
dance balo

He's not ready, it's one dance.

Hazır değil, sadece bir balo.

Nicole, I'm leaving for the dance now. you almost ready?

Nicole, ben baloya gidiyorum şimdi. Sen hazır mısın?

Welcome to our Latin ballroom amateur dance contest final.

Amatör Latin Balo salonu dans yarışması finaline hoş geldiniz.

Click to see more example sentences
dance oynamak, oynatmak

And he was probably one of the beautiful people, dancing and playing tennis.

O da muhtemelen güzel bir insandı. Belki de dans ediyor, tenis oynuyordu.

Who wants to play dance central?

Kim Dance Central oynamak ister?

And elephants dancing hopscotch over there.

Ve şurada filler dansedip, seksek oynuyorlardı.

Click to see more example sentences
dance oyun

We'd do another dance It'd be another play

Başka bir dans yapardık Başka bir oyun olurdu

There's magic, shadow play, dance

Sihir var, gölge oyunu, dans

The beach, Pictionary, sweet tea, iPods, slow dances, Cary Grant.

Sahil, kelime oyunu, buzlu çay, iPod, yavaş danslar, Cary Grant.

Click to see more example sentences
dance eğlence

You're the funny dancing guy.

Sen eğlenceli dans eden birisin.

Where's fun Cam who likes to dance?

Dans etmeyi seven eğlenceli Cam nerede?

Teaching dance must be fun.

Dans öğretmek eğlenceli olmalı.

Click to see more example sentences