English-Turkish translations for dark:

karanlık · koyu · kara · siyah · esmer · koyu renk · kararınca · kötü · ışıksız · korkutucu · gizli · lacivert · gölge · habersiz · karamsar · kasvetli · esrarlı · other translations

dark karanlık

You're a beautiful, strong woman, a generous friend, and a bright light in a sea of dark.

Sen güzel, güçlü bir kadınsın. Cömert bir dost ve bu karanlık dünyadaki parlak bir ışıksın.

How long can a pregnant woman survive locked away in a dark hole?

Karanlık bir deliğe kilitlenmiş hamile bir kadın ne kadar hayatta kalabilir?

There's a man in the dark.

Karanlığın içinde bir adam var.

Click to see more example sentences
dark koyu

He turned into something black and dark, and he attacked me.

O koyu siyah bir şeye dönüştü ve bana saldırdı.

Is it dark green?

Bu koyu yeşil mi?

Dark brown hair.

Koyu kahverengi saç.

Click to see more example sentences
dark kara

Such a beautiful baby, with such beautiful dark eyes.

Şirin bir bebek. Ne güzel kara gözleri var.

But, for a short time each year, the long dark winter releases it's grip.

Ama uzun kara kış, her yıl kısa bir süre için insafa gelir.

And for all Smurfs, that dark cloud has one name. Gargamel, the evil wizard.

Ve tüm şirinler için o kara bulutun tek bir adı var Gargamel.

Click to see more example sentences
dark siyah

Like black and white, light and dark.

Siyah ve beyaz, aydınlık ve karanlık gibi.

Uh, pretty, long dark hair.

Güzel, uzun siyah saçlı

Young, dark hair.

Genç, siyah saçlı.

Click to see more example sentences
dark esmer

So what do you want, Mr. Tall, dark, and handsome?

Peki sen ne istiyorsun Bay uzun, esmer ve yakışıklı?

A dark, very pretty girl.

Esmer, çok güzel bir kız.

That's why he's dark.

Bu yüzden o esmer.

Click to see more example sentences
dark koyu renk

Is this the white meat or the dark meat?

Bu beyaz et mi, koyu renk et mi?

I need a man's suit, something dark.

Koyu renk bir takım elbise lazım.

FACE: Short, dark hair.

Kısa, koyu renk saçlı.

Click to see more example sentences
dark kararınca

It was dark and I I never even saw his face.

Çok karanlıktı ve ben ve onun yüzünü bile göremedim.

Richard, I'm scared and it's dark out there!

Richard, ben korkuyorum ve hava da karardı!

It was always dark like this.

Her zaman bunun gibi karanlıktı.

Click to see more example sentences
dark kötü

Dad, this case It took you to such a dark place last time.

Baba, bu dava geçen sefer seni çok kötü bir yere götürdü.

Yes, but what a dark thought.

Evet ama ne kötü bir düşünce.

What a dark thought.

Ne kötü bir düşünce.

Click to see more example sentences
dark ışıksız

It's dark. There's there's like a light.

Karanlık bir yer, ışık gibi bir şey var.

Mr. Miller, bright lights in there dark in here.

Bay Miller, orada parlak ışıklar var burası karanlık.

It's incredibly dark, there is no sunlight, there's a brutal mixture of hot and cold water, and just rock and minerals.

İnanılmaz karanlık güneş ışığı yok, soğuk ve sıcak suyun vahşi bir karışımı var ve sadece kaya ve mineraller.

Click to see more example sentences
dark korkutucu

That's dark, even for you.

Bu korkutucu, senin için bile.

Hey, no, wait. I'm still afraid of the dark.

Hey, bir dakika Ben hala karanlıktan korkarım.

Richard, I'm scared and it's dark out there!

Richard, ben korkuyorum ve hava da karardı!

Click to see more example sentences
dark gizli

Come on. You tell me some deep, dark secret about yourself.

Hadi sen de bana gizli ve karanlık bir sırrını söyle.

It's not a dark secret.

Bu gizli bir sır değil.

Do you wanna know a deep, dark secret?

Gizli, karanlık bir sırrı öğrenmek ister misin?

Click to see more example sentences
dark lacivert

And a new tie, blue or dark red.

Ve yeni bir kravat, mavi veya lacivert.

Dark blue pants, white shirt.

Lacivert pantolon, beyaz gömlek.

Then all you need is a dark-blue jogging suit.

O zaman tek ihtiyacın olan lacivert bir eşofman.

Click to see more example sentences
dark gölge

That's not darkness down those tunnels. This is not a shadow.

Alt tüneller karanlık falan değil, bu bir gölge de değil.

There is a darkness around Edgar Volgud and that shadow has dimmed all that was happy here.

lnger, Edgar Volgud'un etrafında bir karanlık var,,, ve bu gölge burda mutlu olan ne varsa kararttı,

The Death Shadow was equipped with the Dark Matter Energy fuelling their warships

Ölüm gölgesi ile donatılmıştır Karanlık enerji onların savaş gemileri Yakıt

Click to see more example sentences
dark habersiz

The Dark Lord, Rebi Ra, is serious bad news.

Karanlık Lordu, Rebi Ra, oldukça kötü bir haber.

Heaven's dark harbinger.

Cennetin kara habercisi.

dark karamsar

That's really dark.

Bu çok karamsar.

That is so fucking interesting, and darkly poetic, Mr Dolan.

Kahrolası ilginç ve karamsar bir şekilde şiirsel Bay Dolan.

dark kasvetli

Dark, brooding important groundbreaking.

Karanlık, kasvetli önemli çığır açan.

dark esrarlı

But there is a man dark.

Bir adam var ama esrarlı.