dating

I thought he said it wasn't a date. He said it was a thing, that's code for a date, isn't it?

Bu bir randevu değil demişti sanmıştım. o bu "bir şey" dedi. o randevu için kod sayılır, değil mi?

After all, we've been dating for one year, five months, three weeks, four days and nine hours.

Ne de olsa bir yıl, beş ay, üç hafta, dört gün, dokuz saattir birlikteyiz.

But that sounds like a date and it's not a date.

Ama bu bir randevu gibi geliyor ve bir randevu değil.

Hey, man. Listen, man, I got an important appointment after my court date, man.

Hey dostum, dinle dostum, mahkemeden sonra çok önemli bir randevum var.

Well, it's a lot of work for a date, buddy, but God knows she needs it.

Dostum, bu bir randevu için çok ama tanrı buna ihtiyacı olduğunu bilir.

I don't know what this is but it's not a date.

Bunun ne olduğunu bilmiyorum ama bu bir randevu değil.

He wants to go on a date, which means he wants a real relationship, you know?

Randevuya çıkmak istiyor, bu da demek oluyor ki, artık gerçek bir ilişki istiyor.

When was the last time you asked a girl out on a real date?

En son ne zaman bir kıza gerçek bir randevu teklif ettin.

This is our first date, and I really wanted everything to be perfect.

Bu bizim ilk randevumuz ve her şeyin gerçekten mükemmel olmasını istemiştim.

I have a really important date tomorrow night.

Yarın gece gerçekten önemli bir randevum var.