English-Turkish translations for dawn:

şafak · şafak vakti · şafak sökmek · sabah · doğmak · gün doğması · tan · başlangıç · alacakaranlık · other translations

dawn şafak

Tomorrow morning at dawn we are going to be there to help them.

Yarın sabah şafak sökerken, onlara yardım için biz de orada olacağız.

Let's wait here tonight, and leave at dawn.

Bu gece burada bekle ve şafakta bırakalım.

Yes, but it's almost dawn.

Evet ama neredeyse şafak söktü.

Click to see more example sentences
dawn şafak vakti

Hurry up, it's almost dawn!

Acele edin, şafak vakti geldi!

By dawn tomorrow, Gaius will be dead!

Yarın şafak vaktinde, Gaius ölmüş olacak!

Father died at dawn.

Babam şafak vakti öldü.

Click to see more example sentences
dawn şafak sökmek

Tomorrow morning at dawn we are going to be there to help them.

Yarın sabah şafak sökerken, onlara yardım için biz de orada olacağız.

It's almost dawn. I have a spare coffin here.

Şafak sökmek üzere, burada boş bir tabutum var.

I always get back before dawn!

Ben her zaman şafak sökmeden dönerim!

Click to see more example sentences
dawn sabah

Tomorrow morning at dawn we are going to be there to help them.

Yarın sabah şafak sökerken, onlara yardım için biz de orada olacağız.

Sure was a nice new dawn this morning, wasn't it?

Bu sabah şafak bir başka güzeldi, değil mi?

Whether it's at dawn, morning, afternoon or at night.

Şafak vakti, sabah, öğleden sonra ya da gece fark etmez.

Click to see more example sentences
dawn doğmak

Mao, Mao Tse-Tung, Marx, Lenin, Stalin, are marching proudly towards the dawning sun.

Mao Mao Tse-Tung, Marx, Lenin, Stalin gururla yürüyorlar güneşin doğuşuna.

It's almost dawn, isn't it?

Güneş neredeyse doğdu değil mi?

A new day dawns but the world still wanders in darkness.

Yeni bir gün doğuyor ama dünya hala karanlığın içinde geziniyor.

Click to see more example sentences
dawn gün doğması

A new day dawns but the world still wanders in darkness.

Yeni bir gün doğuyor ama dünya hala karanlığın içinde geziniyor.

And so dawns a brave new day for the Enterprise.

Ve bu emirle, Atılgan için yeni bir gün doğuyor.

A new day has dawned for El Coronado

El Coronado için yeni bir gün doğdu.

Click to see more example sentences
dawn tan

Dawn's from New Orleans too.

Dawn da New Orleans'tan.

Dawn just broke up witMax.

Dawn, Max'tan yeni ayrıldı.

dawn başlangıç

Good evening, I'm a lizard woman from the dawn of time and this is my wife!

İyi akşamlar, ben zamanın başlangıcından gelen bir kertenkele kadınım, bu da benim karım!

To start with, what kind of name is Dawn?

Başlangıç olarak, Dawn ne çeşit bir isim?

dawn alacakaranlık

When Twilight premiered here it was already Breaking Dawn there.

Burada "Alacakaranlık"galası varken orada" Şafak Vakti" galası vardı.