English-Turkish translations for dead:

ölmüş · ölüm, ölü · çok · ölü gibi · çıkmaz · tam · ölü zaman · tamamen · cansız · unutulmuş · kullanılmayan · sıkıcı · acımasız · aşırı · kuru · keskin · renksiz · bozuk · bitik · hareketsiz · rahmetli · solgun · other translations

dead ölmüş

This woman is not your mother, because your mother is dead!

Bu kadın senin annen değil çünkü senin annen öldü!

And they're all dead.

Ve hepsi de ölmüş.

She's dead, and I'm not a child.

O öldü, Ve ben çocuk değilim.

Click to see more example sentences
dead ölüm, ölü

I'm sorry, she's still dead, but be sure and check back tomorrow night.

Üzgünüm ama o hâlâ ölü. Ama siz yarın gece tekrar kontrol edin.

You are a dead girl

Sen ölü bir kızsın.

There's the dead man right there.

Tam şurada ölü bir adam var.

Click to see more example sentences
dead çok

You're very beautiful for a dead woman.

Ölü bir kadın için, çok güzelsin.

So many dead people.

Çok fazla ölü insan var.

She's probably already dead.

Kız muhtemelen çoktan ölmüştür.

Click to see more example sentences
dead ölü gibi

She's a dead woman, just like you're a dead man.

O ölü bir kadın, aynen senin ölü bir adam olduğun gibi.

It's as if she's dead now.

Artık o da ölü gibi.

It smells like dead meat.

Ölü eti gibi kokuyor.

Click to see more example sentences
dead çıkmaz

Oh, of course, so that's another dead end.

Tabii ki. Başka bir çıkmaz yol daha.

Either out of here or dead!

Ya diri çıkar, ya da ölü!

Another dead end, you mean?

Yeni bir çıkmaz demek istedin?

Click to see more example sentences
dead tam

So in this place, where you weren't exactly dead, and you weren't exactly alive

Yani, o yerde sen tam olarak ölü değildin, ve tam olarak hayatta da değildin.

This isn't a completely dead eye.

Bu tam olarak ölü bir göz değil.

Not dead, exactly.

Tam ölmesini değil.

Click to see more example sentences
dead ölü zaman

Then you're a dead man.

O zaman ölü bir adamsın.

Then we will be dead people.

O zaman ölü insanlar olacağız.

But I'd only be dead for a short time.

Ama sadece kısa bir zaman için ölü kalacağım.

Click to see more example sentences
dead tamamen

Some totally innocent kid is dead

Tamamen masum bir çocuk öldü.

This is completely dead space

Burası tamamen ölü bir yer.

No, he's dead, which is perfectly legal.

Hayır öldü. Bu da tamamen yasal.

Click to see more example sentences
dead cansız

Dear, you're already dead.

Canım, sen zaten ölüsün.

He's dead, love.

O öldü canım.

Beautiful, but dead.

Güzel ama cansız.

Click to see more example sentences
dead unutulmuş

Remember she's dead, okay?

Unutmayın, o öldü. Tamam mı?

You forget, I'm already dead.

Unuttun mu, ben zaten ölüyüm.

Forget it, it's a dead man's jacket.

Unut gitsin. Bu ölü bir adamın ceketi.

Click to see more example sentences
dead kullanılmayan

And I used to be just a regular doctor who didn't see dead people.

Ve ben sadece normal bir doktor olmak için kullanılır kim görmedim ölü insanlar.

Something only a dead person uses.

Sadece ölü birinin kullandığı bir şey.

She uses her own dead skin to make her stuff?

O şeyleri yapmak için kendi ölü derisini mi kullanıyor?

Click to see more example sentences
dead sıkıcı

Being dead is so boring!

Ölü olmak çok sıkıcı!

Because the second Patrick feels cornered, Angie and Danny are dead.

Çünkü Patrick köşeye sıkıştığını hissettiği an Angie ve Danny ölmüş demektir.

It's so deadly dull and tedious and stuffy and boring and desperately dull!

O kadar sıkıcı ve meşakkatli ve boğucu ve bunaltıcı ve sıkıcı!

Click to see more example sentences
dead acımasız

The Goblin ferocious, deadly, and, worst of all, he's my best friend Harry's dad.

Goblin acımasız, ölümcül ve hepsinden kötüsü en iyi dostum Harry'nin babası.

It hurts to be dead.

Ölü olmak acı veriyor.

Because those dead fuckers are hardcore.

Çünkü o ölü puştlar acımasızdır.

Click to see more example sentences
dead aşırı

Welles is dead, isn't he? Drug overdose.

Welles öldü, değil mi? aşırı dozda uyuşturucudan.

That your girlfriend O.D.'d? Now she's dead?

Kız arkadaşın aşırı doz alıp öldü mü?

Salvatore Desanto is brain-dead, overdose of LSD.

Salvatore Desanto öldü, aşırı doz LSD almış.

Click to see more example sentences
dead kuru

Mars looks like a cold, dry, dead place.

Mars soğuk, kuru ve ölü bir yere benziyordu.

The co-founder of the social news and entertainment website "reddit" has been found dead

Sosyal bir haber ve eğlence sitesi Reddit'in kurucularından biri ölü bulundu.

There are dead bodies there, dry ammunition.

Orada cesetlerin üzerinde kuru cephane var.

Click to see more example sentences
dead keskin

Thanks, Sky Girl, but there's nothing to do until the sniper is dead.

Sağ ol Gök kızı ama keskin nişancı ölene kadar bir şey yapamazsın.

I've got a dead sniper a block away.

Bir blok ötede ölü bir keskin nişancı var.

At least noble sniper Zaitsev Vassili was dead.

En azından onurlu keskin nişancı Zaitsev Vassili ölmüştü.

dead renksiz

Perhaps those colors will raise the dead, Mr. Palmer.

Belki de bu renkler ölüyü canlandırır Bay Palmer.

It's a deadly, odorless, colorless,

Kokusuz, renksiz, uçucu bir gaz.

I mean, assault with a deadly color?

Yani saldırının ölümcül bir rengi var mı?

dead bozuk

Three coins from a dead man's pocket, two teaspoons of wishful thinking.

Ölü bir adamın cebinden üç bozuk para ve iki çay kaşığı hüsnükuruntu.

Massive birth detects. Greatly enhanced physical strength. But resulting reanimant is malfunctional and pitiful and dead.

Birçok doğum hatası oldukça artırılmış fiziksel güç ama sonuçta canlanan şey bozuk acınacak halde ve ölü.

dead bitik

Dead battery could be an accident, but this

Bitik pil gerçekten kaza olabilir ama bu.

It's probably just a dead battery.

Muhtemelen sadece bitik bir pildi.

dead hareketsiz

Dead people don't move, do they?

Ölü insanlar hareket etmez değil mi?

The dead Leviathan's moving.

Ölü Leviathan hareket ediyor.

dead rahmetli

My dead husband was a triflin' man.

Benim rahmetli kocam işe yaramazın tekiydi.

dead solgun

They were cold and ashy and pale and dead.

Onlar soğuk, kül gibi, solgun ve ölüydüler.