English-Turkish translations for deadline:

tarih · son tarih · son teslim tarihi · süre · mühlet · sınır · zaman sınırı · other translations

deadline tarih

He's your new art director too, and you have a deadline.

Senin de yeni sanat yönetmenin, ayrıca teslim tarihin de var.

Deadline was last night, so, sorry, buddy, no deal.

Son teslim tarihi dün geceydi. Üzgünüm, dostum. Anlaşma yatar.

But, sir, the deadline is October.

Ama, efendim, son tarih Ekim ayı.

Click to see more example sentences
deadline son tarih

Okay, well, that explains the deadline.

Peki, bu son teslim tarihini açıklar.

Well, now they're a deadline.

Artık onlar bir son teslim tarihi.

I have a deadline.

Son teslim tarihi var.

Click to see more example sentences
deadline son teslim tarihi

Okay, well, that explains the deadline.

Peki, bu son teslim tarihini açıklar.

Deadline was last night, so, sorry, buddy, no deal.

Son teslim tarihi dün geceydi. Üzgünüm, dostum. Anlaşma yatar.

Well, now they're a deadline.

Artık onlar bir son teslim tarihi.

Click to see more example sentences
deadline süre

But nobody said anything about a deadline.

Ama süre konusunda kimse bir şey söylemedi.

I know you're on a deadline.

Ben bir süre olduğunu biliyorum.

There-There's four hours left on McKeen's deadline.

McKeen'in verdiği sürenin bitmesine dört saat kaldı.

Click to see more example sentences
deadline mühlet

But I'll probably need a deadline.

Ama muhtemelen bir mühlet koymam lazım.

They've given you a deadline, Jeremy.

Sana bir mühlet verdiler Jeremy.

'Cause it's the deadline for sex.

Bu seks yapmanız için son mühlet çünkü.

deadline sınır

Well, there's always a deadline.

Her zaman bir zaman sınırı olur.

Maybe he's got a deadline.

Bir sınırı vardır belki.

We have five hours till Paco's midnight deadline.

Paco'nun gece yarısı sınırına kadar, beş saatimiz var.

deadline zaman sınırı

Well, there's always a deadline.

Her zaman bir zaman sınırı olur.