English-Turkish translations for death:

ölümcül, ölüm, ölü · son · idam · yıkım · katil · ecel · ölme · vefat · öIüm · memat · other translations

death ölümcül, ölüm, ölü

There's a place between life and death.

Yaşam ve ölüm arasında bir yer var.

Death is too good for them.

Ölüm onlar için çok iyi.

It's not that it's death

Bu ölüm demek değil

Click to see more example sentences
death son

Death doesn't have to be the end, not in our world.

Ölüm bir son olmak zorunda değil. Bizim dünyamızda değil.

Last thing we need is a mysterious death.

İhtiyacımız olan son şey gizemli bir ölüm daha.

and He's saved me from a long, endless death with you.

ve beni seninle birlikte uzun ve sonsuz bir ölümden beni kurtardı.

Click to see more example sentences
death idam

Leo, this is not a death sentence.

Leo, bu bir idam cezası değil.

Or better yet, death row.

Ya da daha iyisi idama.

I demand the death penalty

İdam cezası talep ediyorum.

Click to see more example sentences
death yıkım

death, destruction around every corner "Another dead body and you wanna keep running

Ölüm, her köşede yıkım bir ceset daha ve sen hâlâ koşmaya devam etmek istiyorsun.

Your future, Dante, is filled with death and destruction.

Senin geleceğin Dante, ölüm ve yıkım ile dolu.

A little death, a little destruction. Perfect marriage.

Biraz ölüm, biraz yıkım ve mükemmel bir evlilik.

Click to see more example sentences
death katil

These deaths won't stop because a serial killer is still on the loose.

Bu ölümler durmayacak, çünkü bir seri katil hala dışarıda serbest.

You're a monster, a murderer, A trail of death wherever you go.

Sen bir canavar, bir katil gittiği her yere ölüm götüren birisin.

Anyway, I had a suggestion for "Eternal Death Slayer.

Neyse, "Sonsuz Ölüm Katili" için bir teklifim vardı.

Click to see more example sentences
death ecel

This treasure will be your death.

Bu hazine senin ecelin olacak!

Meredith's name is not Death, it's Mer.

Meredith'in adı Ecel değil ki, adı Mer.

Commodore Blackbeard's death.

Reis Karasakal'ın eceli.

Click to see more example sentences
death ölme

Death is all you deserve.

Sen ölmeyi hak ediyorsun.

A girl like you once tried to starve herself to death.

Senin gibi bir kız bir keresinde açlıktan ölmeyi denedi.

A young man contemplates death.

Genç bir adam ölmeye niyetli.

death vefat

Or death of a relative.

Veya bir yakının vefatı.

These were mankind's first deaths.

Bu insanoğlunun ilk vefat edişiydi.

But Krister. .Linnea passed away last night from Sudden Infant Death Syndrome.

Ama Krister Linnea dün gece Ani Çocuk Ölümü Sendromu nedeniyle vefat etti.

death öIüm

Time of death: approximately two hours ago.

ÖIüm zamanı: Aşağı yukarı iki saat önce.

Death certificate appears as a red flag u.

ÖIüm belgesi kırmızı bir bayrak gibi görünüyordur.

Guilty Death penalty!

Suçlu ÖIüm cezası!

death memat

But he's weak and he's stupid, and this is life and death.

Ama zayıf ve aptal, ve de bu hayat memat meselesi.

life, death, fate.

Hayat, memat, kader.