English-Turkish translations for decadence:

çökmüş., çökmüş · son · batmış · çöküş · dekadan · other translations

decadence çökmüş., çökmüş

They're as decadent here as in New York, Tokyo or Rome.

Burada çökmüş durumdalar, New York'ta, Tokyo'da ya da Roma'da.

Of course, Billy's lead a thoroughly decadent life.

Elbette, Billy tamamen çökmüş bir hayat sürüyor.

One armed superman. . against one unarmed decadent democrat.

Silahlı bir süpermen silahsız çökmüş bir demokrata karşı.

Click to see more example sentences
decadence son

Look, I spent the last decade protecting him.

Bak, son on yılımı onu korumakla geçirdim.

But Adrian Cross has spent the last decade eluding authorities.

Ama Adrian Cross son on yılını yetkilileri atlatmakla geçirdi.

Or this last decade.

Ya da son yılda.

Click to see more example sentences
decadence batmış

The virtuous and patriarchal Rome, or the decadent and debauched Rome?

İffetli ve saygıdeğer Roma yoksa ahlâksız ve batmış Roma mı?

Decadent, immoral, Western filth!

Batmış, ahlaksız, batılı pisliği!

The West is decadent and divided.

Batı çökmüş ve bölünmüş durumda.

Click to see more example sentences
decadence çöküş

Radmilovic there's a living specimen of proletarian decadence.

Radmilovic Proleter çöküşün canlı bir örneği var.

Well, it wasn't really decadence.

Bu gerçek bir çöküş değildi.

Decadence, promiscuity, pop music.

Çöküş, karışıklık, pop müzik.

decadence dekadan

It's so dark and Gothic and disgustingly decadent.

Çok karanlık, gotik ve iğrenç bir şekilde dekadan.