English-Turkish translations for decent:

iyi · düzgün · dürüst · terbiyeli · saygın, saygılı · nazik · adam gibi · uygun · temiz · edepli · ahlaklı · kibar · nezih · makul · hoş · hoşgörülü · alçakgönüllü · other translations

decent iyi

Three months on this rock, and I still can't get a decent cup of coffee.

Bu kayanın üzerinde üç ay, ve hala iyi bir fincan kahve içemiyorum.

Now, these are good and decent people.

Bu insanlar iyi ve düzgün insanlar.

Richard Williams is a decent guy.

Richard Williams iyi bir adam.

Click to see more example sentences
decent düzgün

I gave him a decent job in the factory and that's that.

Ona fabrikada düzgün bir verdim ve işte hepsi bu.

Arthur likes you and respects you, and he is a good and decent man.

Arthur seni sever ve saygı duyar. İyi ve düzgün bir adamdır.

And I know I should because Alcide is decent and handsome and grounded and he's good, you know?

Ve biliyorum ki sevmeliyim çünkü Alcide düzgün, yakışıklı ve aklı başında ve iyi biri.

Click to see more example sentences
decent dürüst

I just wanna be a good mom a nice person, a decent citizen.

Tek istediğim iyi bir anne iyi bir insan, dürüst bir vatandaş olmak.

He's a decent man, isn't he?

Dürüst bir adam değil mi?

But he's a good man and a decent employer.

Ama o iyi bir adam. Ve dürüst bir işveren.

Click to see more example sentences
decent terbiyeli

He is a very nice and decent man

O çok iyi ve terbiyeli bir adam.

She's young and pretty and decent.

O genç, güzel ve terbiyeli biri.

He's a very decent man.

Çok terbiyeli bir adam.

Click to see more example sentences
decent saygın, saygılı

Arthur likes you and respects you, and he is a good and decent man.

Arthur seni sever ve saygı duyar. İyi ve düzgün bir adamdır.

It's clear that you're a very decent person, Mrs. L.

Çok saygılı bir kişi olduğunuz açık Bayan L.

You've found a very decent family!

Sen çok saygın bir aile bulmuşsun!

Click to see more example sentences
decent nazik

You're a good, decent, funny, wonderful woman, and I love you, but..

İyi, nazik, eğlenceli, mükemmel bir kadınsın ve seni seviyorum ama

He's a good, decent man.

O iyi ve nazik bir adam!

You really are an incredibly decent man.

Sen gerçekten çok nazik bir adamsın.

Click to see more example sentences
decent adam gibi

Why did a decent man like you have to do something like this?

Neden sizin gibi iyi bir adam böyle bir şey yapmak zorunda kaldı?

He also told me that you were strong and kind a decent man.

Ayrıca senin güçlü ve kibar adam gibi bir adam olduğunu söyledi.

I'il give you a thousand dollars for a decent cup of coffee.

Adam gibi bir fincan kahve için. sana bin dolar verebilirim.

Click to see more example sentences
decent uygun

But you can't help it, just because no decent woman look at you for two seconds.

Fakat sen ona yardım edemezsin. İki saniye bir bak, çünkü kadın uygun değil.

And buy a decent suit.

Ve uygun bir elbise al.

Edith, haven't you got a decent tie around here?

Edith, buralarda uygun bir kravat yok mu?

Click to see more example sentences
decent temiz

At least it's a decent job.

En azından temiz bir iş.

Money, medicine, a man can get a decent bottle of Scotch.

Para, ilaç, temiz bir şişe skoç bulabilen bir adam.

You've got a pure and decent face, sweetie.

Senin çok saf ve temiz bir suratın var tatlım.

Click to see more example sentences
decent edepli

Remember, you're my daughter and a decent girl.

Unutma sen benim çocuğumsun ve edepli bir kızsın.

What do you know about decent people?

Edepli insanlar hakkında ne bilirsin sen?

I'm not as decent as you.

Ben senin kadar edepli değilim.

Click to see more example sentences
decent ahlaklı

Find yourself a decent wife.

Kendine ahlaklı bir bul.

It's known as loyalty between decent women.

Bu ahlaklı kadınlar arasında sadakat olarak bilinir.

You're a decent girl.

Sen ahlaklı bir kızsın.

Click to see more example sentences
decent kibar

He also told me that you were strong and kind a decent man.

Ayrıca senin güçlü ve kibar adam gibi bir adam olduğunu söyledi.

Just looking for one guy, you know, one decent guy.

Sadece tek bir adam, kibar bir adam arıyorum.

Leland Gaunt is a decent man.

Leland Gaunt kibar bir adam.

Click to see more example sentences
decent nezih

He taught me that the world was a safe and decent place.

Dünyanın güvenli ve nezih bir yer olduğunu o bana öğretti.

In another country, she would be a decent woman.

Başka bir ülkede, nezih bir kadın olurdu.

Please, Martin, get me something more decent.

Lütfen Martin bana daha nezih bir şey bul.

Click to see more example sentences
decent makul

Just working in a restaurant, but it's decent pay, and there's health insurance for me and the baby.

Bir restoranda çalışıyorum, ama makul bir ücreti var, ve benim ve bebek için sağlık sigortası var.

You look like a decent fighter.

Makul bir dövüşçü gibi görünüyorsun.

Then why don't you live a decent life?

O zaman neden makul bir hayat yaşamıyorsunuz?

Click to see more example sentences
decent hoş

The truth is, he's a pretty decent, loyal guy.

Gerçek şu ki, hoş, nazik vefalı bir adam.

He's he's very nice. And decent.

O çok hoş biri ve terbiyeli.

A decent guy, I worked for him.

Hoş bir adam onun için çalıştım

Click to see more example sentences
decent hoşgörülü

Jenny was a kind and decent girl.

Jenny nazik ve hoşgörülü bir kızdı.

Just a solid guy, some decent conversation.

Sadece sağlam biri, hoşgörülü birkaç sohbet.

decent alçakgönüllü

Sweetie is a very beautiful, understanding and decent girl!

Sweetie çok güzel, anlayışlı ve alçakgönüllü bir kız.