English-Turkish translations for defect:

kusurlu, kusur · iltica etmek · bozukluğu, bozukluk · arızalı · hatalı, hata, hatasız · özür · noksan · ayrılmak · other translations

defect kusurlu, kusur

Damn. a defective product like you! a failed product like you, laughing at us?

Kahretsin Senin gibi kusurlu bir ürün Senin gibi başarısız bir ürün, bize mi gülüyor?

This woman has a genetic defect.

Bu kadının da genetik bir kusuru var.

Does he have any serious defect?

Herhangi bir ciddi kusuru var mı?

Click to see more example sentences
defect iltica etmek

No, but he wants to defect, too, so we're going to give him a little help.

Hayır ama o da iltica etmek istiyor. O yüzden ona biraz yardım edeceğiz.

This is a man who defected once already.

Bu adam zaten bir kez iltica etmiş biri.

That's why you defected.

Bu yüzden iltica ettin.

Click to see more example sentences
defect bozukluğu, bozukluk

It's a genetic defect, just like hemolytic anemia.

Doğru. Genetik bir bozukluk bu, hemolitik anemi gibi.

A cardiac defect, uh, a brain tumor, an idiopathic gangrene case

Bir kalp yapısal bozukluğu, bir beyin tümörü bir idiopatik kangren vakası

So it's a genetic defect, just like haemolytic anaemia.

Yani bu bir genetik bozukluk, tıpkı haemolytic anaemia gibi.

Click to see more example sentences
defect arızalı

Look who's here the defective detective.

Bak kim burada. Arızalı dedektif.

I'm simply testing a potentially defective piece of machinery.

Sadece arızalı bir makine parçasını test ediyorum.

Plaintiff, is there any additional evidence besides the defective hovercraft?

Davacı, elinizde başka delil var arızalı hovercraft haricinde?

Click to see more example sentences
defect hatalı, hata, hatasız

It's a miracle for some people, but Oscidyne's model is clearly defective.

Bu bazı insanlar için mucize, ama Oscidyne'nin ürünü düpedüz hatalı.

It's an optical defect.

Optik bir hata. Bir kusur.

With all your defects and uselessness.

Bütün hataların ve bütün hiçliğinle.

Click to see more example sentences
defect özür

Well, they're not real eyes, just defective tissue.

Onlar gerçek göz değil, sadece özürlü doku.

defect noksan

These maps also suffered from another dangerous defect.

Bu haritalarda başka bir tehlikeli noksan daha mevcuttu.

defect ayrılmak

Lord Argent has defected.

Lord Argent bizden ayrıldı.