defending

Well, a defendant took a sheriff's gun killed a witness, and then tried to shoot himself.

Sanık, şerifin silahını aldı ve bir tanığı öldürdü, daha sonra da kendini öldürmeye çalıştı.

A defendant took a sheriff's gun, killed a witness and then tried to shoot himself.

Sanık, şerifin silahını aldı, bir tanığı öldürdü sonra da kendini öldürmeye çalıştı.

I should have defended you downstairs and I made a really big mistake, okay? but I have a problem.

Alt katta sana arka çıkmalıydım çok büyük hata yaptım, tamam mı? Ama bir sorunum var.

And I felt really bad for Irene, because she was just trying to defend herself.

Ve ben Irene için gerçekten kötü hissettim. Çünkü sadece kendini savunmaya çalışıyordu.

Be quiet! We defend this city not to protect these stones, but the people living within these walls.

Bu şehri savunuyoruz ama bu taşları korumak için değil bu surlar içinde yaşayan insanları korumak için!

There has to be a tangible connection between Joe and our defendant or Joe and our victim.

Joe ve davalı arasında elle tutulur bir bağ olmalı. Ya da Joe ve kurbanımız arasında

Come on, give me a chance to defend myself.

Kendimi savunmak için bana bir şans ver.

Okay, let's say that you're defending chocolate and I'm defending vanilla.

Tamam, diyelim ki sen çikolatayı savunuyorsun ve ben de vanilyayı.

Michael attacked you and you were defending yourself, okay?

Michael sana saldırdı. Sen de kendini korudun tamam mı?

Because these officers, while defending themselves, discharged their weapons, and a civilian died.

Çünkü bu polisler, kendilerini savunurken silahlarını boşaltmışlar ve bir sivil ölmüş.