English-Turkish translations for definite:

kesin · belli · tamamen · şüphesiz · belirli · açık · belirgin · sınırlı · other translations

definite kesin

As I said, we don't have much, but we definitely have something.

Elimizde çok bir şey yok, ama bir şeyler olduğu kesin.

I'm not sure, but it's definitely not a satellite.

Ben emin değilim. Ama bir uydu olmadığı kesin.

No, it's definitely murder.

Hayır, cinayet olduğu kesin.

Click to see more example sentences
definite belli

It's not her fault. And it's definitely not your fault.

Onun suçu değil ve belli ki sizin de suçunuz değil.

It's definitely not cancer.

Belli ki kanser değil.

Houses like people have definite personalities and this place is positively ghoulish.

Evlerin de insanlar gibi belli karakterleri var ve bu yer tam anlamıyla hortlak gibi.

Click to see more example sentences
definite tamamen

Some things have definitely changed.

Bazı şeyler tamamen değişti.

Blood definitely has a strange effect on her

Kan, onun üzerinde tamamen tuhaf bir etki yaratıyor.

And a body on ice is definitely a trophy.

Ve buz üzerindeki bir ceset tamamen bir hatıradır.

Click to see more example sentences
definite şüphesiz

He's definitely a suspect.

Ama kesinlikle bir şüpheli.

Definitely two suspects then?

Öyleyse iki şüpheli kesin?

He's definitely suspect.

Kesinlikle şüpheli görünüyor.

Click to see more example sentences
definite belirli

You think there's a definite pattern?

Sence belirli bir düzen var mı?

I have no definite opinion no specific opinion.

Kesin bir görüşüm yok belirli bir görüşüm yani.

It has a definite social purpose.

Belirli bir toplumsal amacı var.

Click to see more example sentences
definite açık

You're so open and sweet and there is a definite thing here. It's just

Sen o kadar açık ve o kadar tatlısın ki. .ve ayrıca açık olan bir şey var.

It's a definite improvement.

Bu çok açık bir ilerleme.

Which, long story short, was definitely explainable.

Ki uzun lafın kısası, açıklanabilir bir olaymış.

Click to see more example sentences
definite belirgin

It's nothing definite, just a feeling.

Belirgin bir şey değil, sadece bir his.

There's definite structural damage.

Belirgin yapısal hasar var.

There was a definite tone.

Çok belirgin bir ton vardı.

Click to see more example sentences
definite sınırlı

That's definitely over the legal limit.

Bu kesinlikle yasal sınırın üzerinde.