English-Turkish translations for degree:

derece derece, derece · dereceli · lisans · diploma · mezun · doktora · seviye · düzey · dal · aşama · kadem · sınıf · other translations

degree derece derece, derece

Same name, same degree, same photo, but a different guy what's going on?

Aynı isim, aynı derece, Aynı fotoğraf, ama farklı bir adam Neler oluyor?

Roger, Five degrees left, Bud,

Anlaşıldı. Beş derece sola, Bud.

Third degree murder.

Üçüncü derece cinayet.

Click to see more example sentences
degree dereceli

Will Smith, Six Degrees of Separation. Robin Williams, Birdcage.

Will Smith, "Ayrılığın Altı Derecesi"Robin Williams," Kuş Kafesi.

These guys with law degrees

Hukuk derecesi olan bu adamlar

That and a degree from Oxford.

Bu ve yanında Oxford derecesi.

Click to see more example sentences
degree lisans

Yeah, because you have a master's degree in psychology.

Evet, çünkü senin psikoloji yüksek lisansın var.

He's just a machinist, an undergraduate working to get his degree.

O sadece bir makinist mevzun olup lisans almaya çalışan bir öğrenci.

Sharrlyn Smith has a master's degree in Math from Stanford University.

Sharrlyn Smith'in Stanford Üniversitesi'nden matematik yüksek lisans derecesi var.

Click to see more example sentences
degree diploma

I want just a degree

Ben de bir diploma.

A university-level degree in three minutes.

Üç dakikada yükseköğrenim düzeyinde bir diploma.

Earned two degrees, including his Juris Doctor.

Doktora derecesi dahil iki diploma almış.

Click to see more example sentences
degree mezun

Graduated from George Washington University tonight with a law degree.

Bu gece George Washington'dan hukuk diplomasıyla mezun oldu.

Law degree, FBI agent.

Hukuk mezunu, FBI ajanı.

A.K.A."C-game," got his degree in music from UCLA.

Nam-ı diğer "C-game," UCLA müzik bölümü mezunu.

degree doktora

He is a doctor and my son has a BTech degree!

O bir doktor ve oğlumun bir BTech derecesi var!

Earned two degrees, including his Juris Doctor.

Doktora derecesi dahil iki diploma almış.

degree seviye

There's still some power, and the shields are still working to some degree.

Hala biraz güç var ve kalkanlar hala belirli bir seviyede çalışıyor.

Six degrees, Kevin Bacon, Bela Lugosi.

Altıncı seviye, Kevin Bacon, Bela Lugosi.

degree düzey

A university-level degree in three minutes.

Üç dakikada yükseköğrenim düzeyinde bir diploma.

degree dal

Diving planes, Mr. Bluebeard, three degrees.

Dalış kanatları, Bay Bluebeard, üç derece.

degree aşama

I'm sure you will be very careful. Oh, yes, ma'am. Okay, third degree's over.

Eminim çok dikkatli olacaksındır. Oh, evet, hanımefendi. Tamam, üçüncü aşama bitti!

degree kadem

Maybe there are degrees.

Belki de Kademeleri vardı.

degree sınıf

And that's murder in the first degree.

Ve bu birinci sınıf bir cinayet.