English-Turkish translations for delicacy:

lezzet · incelik · nezaket · hassasiyet · kibarlık · duyarlılık · zarafet · other translations

delicacy lezzet

Feet are considered a delicacy among certain animals.

Bazı hayvanlar arasında ayaklar bir lezzet olarak görülür.

Among gourmands, the ortolan bunting is considered a rare but debauched delicacy.

Gurmanlar arasında, bayağı kirazkuşu nadir görülen fakat uçarı bir lezzet olarak görülür.

You are a rare delicacy.

Ne nadir bir lezzet.

Click to see more example sentences
delicacy incelik

Same technique, but it requires more delicacy.

Aynı yöntem ama bu yöntem daha incelik istiyor.

And such delicacy and wisdom.

Ne büyük bir incelik ve bilgelik.

A job that demands skill and delicacy.

Yetenek ve incelik isteyen bir iş.

Click to see more example sentences
delicacy nezaket

It will require great tact and delicacy.

Büyük bir incelik ve nezaket gerektirecek.

Half a world away, in Hong Kong and China, shark-fin soup is a delicacy.

Çok uzaklardaki Çin ve Hong Kong'da köpekbalığı çorbası bir nezaket göstergesi.

It's traditional, it's a delicacy.

Geleneksel bir şey, nezaket gösterisi.

Click to see more example sentences
delicacy hassasiyet

Perhaps at this moment of delicacy A delicate moment

Belki de bu hassasiyet dolu anda Hassas bir an.

With great delicacy.

Büyük bir hassasiyetle.

Now, Tonetti, remember I want delicacy, tact, assurance, finesse.

Şimdi, Tonetti, hatırla ben hassasiyet,kibarlık ve beceri istiyorum.

delicacy kibarlık

Delicacy and precision.

Kibarlık ve kararlılık.

Now, Tonetti, remember I want delicacy, tact, assurance, finesse.

Şimdi, Tonetti, hatırla ben hassasiyet,kibarlık ve beceri istiyorum.

delicacy duyarlılık

It takes delicacy and sensitivity.

Bu incelik ve duyarlılık gerektirir.

delicacy zarafet

A great delicacy is required.

Muhteşem bir zarafet gerekiyor.