English-Turkish translations for delicate:

hassas · narin · nazik · kırılgan · zarif · lezzetli · güzel · ince · leziz · zayıf · other translations

delicate hassas

He's a good man, but this is a very delicate moment in the campaign.

O iyi bir adam, ama bu, kampanyada çok hassas bir dönem.

This is a delicate time.

Bu çok hassas bir zaman.

Uh, the Artemis bloom is very rare, very delicate and also very expensive.

Da çok pahalı çok hassas ve Ah, Artemis çiçek, çok nadirdir.

Click to see more example sentences
delicate narin

Why would a delicate little thing like you want to be a goddamn bounty hunter?

Senin gibi küçük narin bir şey neden ödül avcısı olmak ister ki?

He she is a delicate child.

O narin ve hassas bir çocuk.

This is delicate scientific equipment.

Bu narin bilimsel bir teçhizat.

Click to see more example sentences
delicate nazik

It's a delicate situation for both of us, isn't it?

İkimiz için de nazik bir durum, değil mi?

Her polished eyes are carved in delicate minerals, And in this strange and symbolic nature

Onun parlak gözleri, nazik mineraller içinde şekillenmiş, ve bu ilginç ve simgesel doğa içinde

Who knew he was such a delicate flower?

Onun böyle nazik bir çiçek olduğunu kim bilirdi?

Click to see more example sentences
delicate kırılgan

This is a very delicate, fragile situation.

Bu çok hassas ve kırılgan bir durum.

They are sensitive creatures delicate, fragile.

Onlar, çok hassas, narin, kırılgan yaratıklardır.

Very delicate and very ill.

Çok kırılgan ve çok hasta.

Click to see more example sentences
delicate zarif

A girl much prettier and more delicate than I.

Benden çok daha güzel ve benden çok daha zarif bir kızdı.

Yes, it looks elegant and delicate.

Evet, zarif ve narin görünüyor.

What a delicate neck.

Ne zarif bir boyun.

Click to see more example sentences
delicate lezzetli

This cow might not be as tasty but is much more delicate!

Bu inek çok lezzetli olmayabilir, ama hala çok fazla leziz!

This is a delicate French dessert called A-bomb.

Bu çok lezzetli bir fransız tatlısıdır. Adı A-Bomb.

It's very delicate, very succulent.

Çok lezzetli, çok sulu bir yemektir.

Click to see more example sentences
delicate güzel

A girl much prettier and more delicate than I.

Benden çok daha güzel ve benden çok daha zarif bir kızdı.

Delicate, haunted by loneliness fragile, beautiful.

Hassas, yalnızlığın tutsağı olmuş, Kırılgan, güzel.

Homer, Marge, I have a rather delicate proposition.

Homer, Marge, size çok güzel bir teklifim var.

Click to see more example sentences
delicate ince

Can I ask you a delicate question?

Sana ince bir soru sorabilir miyim?

Well It's a bit delicate.

Pekala Bu biraz ince bir konu.

delicate leziz

This cow might not be as tasty but is much more delicate!

Bu inek çok lezzetli olmayabilir, ama hala çok fazla leziz!

Martha made the most delicate profiteroles.

Martha en leziz profiterollerinden yaptı.

delicate zayıf

We consider butterflies weak, delicate creatures.

Biz kelebekleri güçsüz, zayıf yaratıklar olarak görüyoruz.