English-Turkish translations for deliver:

teslim etmek · getirmek · vermek · götürmek · yapmak · iletmek · dağıtmak · doğurmak · bırakmak · ulaştırmak · söylemek · kurtarmak · doğurtmak · other translations

deliver teslim etmek

Because somebody knew what was in that package, and they knew exactly when it was gonna be delivered.

Çünkü birileri pakette ne olduğunu biliyordu ve tam olarak ne zaman teslim edileceğini de biliyordu.

That's why I want to deliver you unconscious.

Bu yüzden seni bilinçsiz halde teslim etmek istiyorum.

Deliver me the witch hunter and that book!

Cadı avcısını ve o kitabı bana teslim et!

Click to see more example sentences
deliver getirmek

He promised to be open and honest with me, and I promised to deliver you a personal message.

Bana karşı açık ve dürüst olmaya söz verdi. Ben de sana kişisel bir mesaj getireceğime.

Why, he even sent an angel to deliver this weapon.

Bu silahı getirmesi için bir melek bile yolladı.

A unique child delivered of a unique mother.

Eşsiz bir anne, eşsiz bir çocuk dünyaya getirdi.

Click to see more example sentences
deliver vermek

He promised to be open and honest with me, and I promised to deliver you a personal message.

Bana karşı açık ve dürüst olmaya söz verdi. Ben de sana kişisel bir mesaj getireceğime.

You may have one chance and one chance only to deliver a fatal dose.

Ölümcül dozu vermek için, sadece ama sadece tek bir şansın var.

Hey, I just delivered a message.

Hey, sadece bir mesaj verdi.

Click to see more example sentences
deliver götürmek

That is why you have been chosen to deliver Mr. and Mrs. Knox.

Bu yüzden, Bay ve Bayan Knox'ı götürmek için sen seçildin.

But now we must deliver it.

Ama şimdi bunu götürmek gerek.

Please, deliver that to Mr. Ashley.

Lütfen bunu Bay Ashley'ye götür.

Click to see more example sentences
deliver yapmak

Worf, have you ever done this before? Delivered a baby?

Worf, bunu daha önce hiç yaptın mı, bir bebek doğurttun mu?

She gave me a message to deliver, and until I do, I

Bana iletmem için bir mesaj verdi ve bunu yapana kadar

You made a deal with me, Jack, to deliver the pirates.

Benimle bir anlaşma yaptın, Jack, korsanları teslim etmek için.

Click to see more example sentences
deliver iletmek

And this time this time your role is to deliver my soul to God.

Ve bu sefer bu sefer senin rolün benim ruhumu Tanrıya iletmek.

She gave me a message to deliver, and until I do, I

Bana iletmem için bir mesaj verdi ve bunu yapana kadar

I came here to deliver a message.

Bir mesaj iletmek için buraya geldim.

Click to see more example sentences
deliver dağıtmak

But you deliver flowers.

Ama sen çiçek dağıtıyorsun!

Reverend Lovejoy, you deliver pizza now?

Reverend Lovejoy, şimdi de pizza dağıtıyorsun?

You deliver pizzas.

Sen pizza dağıtıyorsun.

Click to see more example sentences
deliver doğurmak

A young, healthy woman goes into a hospital to deliver her third child, and

Genç, sağlıklı bir kadın üçüncü çocuğunu doğurmak için hastaneye gidiyor ve

Señor, the widow Gomez has delivered a son this morning.

Senyor Dul Gomez bu sabah bir oğlan doğurdu.

And Frankie delivered.

Ve Frankie doğdu.

Click to see more example sentences
deliver bırakmak

Deliver us, Luke.

Bizi bırak, Luke.

Another hand-delivered card from Miss Love, sir.

Bayan Love başka bir kart daha bıraktı efendim.

Please deliver this to mr. Karp's office.

Lütfen, bunu Bay Karp'ın ofisine bırakır mısınız?

Click to see more example sentences
deliver ulaştırmak

Just for delivering a package.

Sadece bir paketi ulaştırmak için mi?

Signed, sealed and delivered.

İmzalandı, mühürlendi ve ulaştı.

The funniest man in Germany, delivered to Stellring, of all places.

Almanya'nın en komik adamı, Stellring'de her yere ulaşmış ünü.

deliver söylemek

Before you deliver it, I'd like to say something.

Siz söylemeden önce, ben bir şey söylemek istiyorum.

I gotta sing and deliver a letter.

Şarkı söyleyip bir mektup vermem gerek.

Frank País said to deliver these men to Fidel, personally.

Frank País, bu adamları Fidel'e bizzat teslim etmemi söyledi.

deliver kurtarmak

Deliver us from this curse.

Bizi bu lanetten kurtar.

Deliver me, elixir of death!

Beni kurtar, ölüm iksiri!

deliver doğurtmak

I'm about to,uh,deliver a baby.

Bir bebek doğurtmak üzereyim.