English-Turkish translations for den:

yuva · in · mağara · sığınak · çalışma odası · yatak · other translations

den yuva

He has detected a seal den beneath the ice.

Buzun altında bir fok yuvası tespit etti.

The second den was no longer safe.

İkinci yuva da artık güvenli değil.

This is it, his den.

İşte burası, onun yuvası.

Click to see more example sentences
den in

It could be a den, or it could go deep.

Bir in ya da daha derin bir mağara olabilir.

Wenn die Munze im Kastlein klingt, die Seele in den Himmel springt.

Wenn die Munze im Kastlein klingt, die Seele in den Himmel springt.

Wer den Wolf fürchtet, soll nicht in den Wald gehen.

Wer den Wolf fürchtet, soll nicht in den Wald gehen.

Click to see more example sentences
den mağara

This is like a crack den!

Bu, çatlak bir mağara gibi.

It could be a den, or it could go deep.

Bir in ya da daha derin bir mağara olabilir.

She is hunting, not for prey, but for a den.

O bir av için değil, bir mağara için avlanıyor.

Click to see more example sentences
den sığınak

My sister is a den leader in girl scouts.

Kız kardeşim kız izci grubunda sığınak lideri.

Kitchen and den are clear.

Mutfak ve sığınak temiz.

den çalışma odası

And the living room nose and the kitchen forehead and den ears.

Ve oturma odası burunlu, mutfak alınlı ve de çalışma odası kulaklı.

den yatak

Living room, dining room, two bedrooms, a den, a lovely view.

Oturma odası, yemek odası, iki yatak odası ve harika bir manzara.