English-Turkish translations for department:

departman · bölüm · bakanlık · teşkilat · şube · bölge · karakol · daire · ofis · reyon · kısım · anabilim · other translations

department departman

I'm Detective Lydia Adams, Los Angeles Police Department.

Ben Dedektif Lydia Adams, Los Angeles Polis Departmanı'ndan.

Monroe County Police Department. Ray Jenkins, open up.

Monroe İlçe Polis Departmanı Ray Jenkins, kapıyı açın.

New York City Police Department brand.

New York Polis Departmanı markalı.

Click to see more example sentences
department bölüm

Yeah, yeah, that's a really strong department.

Evet, evet, bu gerçekten çok iyi bir bölüm.

Chicago Police Department, Intelligence Wing

Chicago Polis Departmanı, İstihbarat Bölümü.

He's not from our department.

O bizim bölümünden değil.

Click to see more example sentences
department bakanlık

Carter, these are Special Agents Hicks and Miller, Department of Defense.

Carter. Bunlar Özel Ajan Hicks ve Miller Savunma Bakanlığı'ndan.

What's the state department doing about this?

Dışişleri Bakanlığı bu konuda ne yapıyor?

Justice Department? That was it?

Adalet Bakanlığı, hepsi bu mu?

Click to see more example sentences
department teşkilat

A fire department: Good idea or bad idea?

İtfaiye teşkilatı, iyi bir fikir mi kötü mü?

MAN: San Francisco Police Department.

San Francisco Polis Teşkilatı.

Chicago Police Department!

Chicago Polis Teşkilatı!

Click to see more example sentences
department şube

The whole Department knows she's lying, but we got nothing.

Bütün şube yalan söylediğini biliyor ama elimizde bir şey yok.

This isn't a department.

Burası bir şube değil.

Cherry Hill Police Department.

Cherry Hill Polis Şubesi.

Click to see more example sentences
department bölge

–I'm Daisy Fuller. –I'm David Hernandez with the Orleans Parish Department of Child Welfare Services.

Ben, Daisy Fuller. Ben, David Hernandez, Orleans Sosyal Hizmetler bölge departmanından geliyorum.

Nat Santos, county health department.

Nat Santos, bölge sağlık departmanından.

No, "Cher", the Department, not the singer.

Hayır, Cher bir bölge, şarkıcı değil.

Click to see more example sentences
department karakol

Yeah, police department, please.

Evet, polis karakolu lütfen.

I'm detective Robert Gunther, Southampton police department.

Ben Southampton Polis Karakolu'ndan Dedektif Robert Gunther.

Paradise Police Department.

Paradise Polis Karakolu.

Click to see more example sentences
department daire

Inspector Austin, San Francisco Police Department.

San Francisco Polis Dairesinden müfettiş Austin.

Department of Water and Power, please.

Su ve elektrik dairesi, lütfen.

I'm lnspector Jay Austin, San Francisco Police Department.

Ben müfettiş Jay Austin, San Francisco Polis Dairesinden.

Click to see more example sentences
department ofis

Moreland University, Department of Psychology, Chairman's office.

Moreland Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Başkan'ın ofisi.

Eventually, the department head, Major Ballin, gave him an office.

Sonunda, departmanın başı Binbaşı Ballin, ona bir ofis verdi.

Yes, that's HanGong University's Drama Department Office, right?

Evet. HanGong üniversitesi Drama bölümü ofisi, değil mi?

Click to see more example sentences
department reyon

Tess is waiting, boy's department, Marshall and Bradbury.

Tess bekliyor, çocuk reyonu, Marshall ve Bradbury.

department kısım

A cute man, but problems in the bedroom department.

Hoş bir adam ama yatak odası kısmında sorunları olan.

department anabilim

Department of Pediatric Hematology

Pediatrik Hematoloji Anabilim Dalı