English-Turkish translations for depression:

depresyon · bunalım · kriz · kasvet · keder · buhran · ekonomik kriz · other translations

depression depresyon

Well, everyone gets depressed and angry, but that's still no explanation.

Herkes depresyonda ve kızgın ama bu bunun açıklaması değil.

Yeah, I'm not depressed though.

Evet, ama ben depresyonda değilim.

Is a week long enough to recover from this kind of depression?

Bir hafta böyle bir depresyondan çıkmak için uzun bir zaman mı?

Click to see more example sentences
depression bunalım

He's depressed, and it's my fault.

O bunalımda, ve bu benim hatam.

Nightmares, insomnia, paranoia, depression, memory loss.

Kabuslar, uykusuzluk, paranoya, bunalım, hafıza kaybı.

And you, Mr. Depression?

Ve sen, Bay bunalım?

Click to see more example sentences
depression kriz

War, famine, death, AlDS, homeless, recession, depression, war, famine death, AlDS

Savaş, kıtlık, ölüm, AIDS, evsizlik, ekonomik durgunluk, ekonomik kriz savaş, açlık, ölüm, AIDS

But this depression, you know.

Ama bu kriz döneminde, biliyorsun.

Depression, convulsions, anxiety, jaundice, myocardial infarction which is heart attack eczema, abscess, vaginal pain, vaginal discharge.

Depresyon, kasılmalar, kaygı, sarılık, miyokard enfarktüsü yani kalp krizi egzama, çıban, vajinal ağrı, vajinal akıntı.

depression kasvet

No, it's depressing, but it's not my fault.

Hayır, hayat çok kasvetli. Ama bu benim suçum değil.

Bit depressing, though.

Biraz kasvetli gerçi.

This is murky and depressing.

Bu ise kasvetli ve moral bozucu.

depression keder

I'm also feeling awful and depressed.

kendimi de berbat ve kederli hissediyorum.

Last year, Uncle Tyrone was bitter and depressed.

Geçen sene, Tyrone amca acılı ve kederli görünüyordu.

depression buhran

Along with a three-year depression and a bankrupt treasury.

Üç yıllık bir buhran ve iflas hazinesiyle birlikte.

No Great Depression.

Büyük Buhran yok.

depression ekonomik kriz

War, famine, death, AlDS, homeless, recession, depression, war, famine death, AlDS

Savaş, kıtlık, ölüm, AIDS, evsizlik, ekonomik durgunluk, ekonomik kriz savaş, açlık, ölüm, AIDS