English-Turkish translations for desert:

çöl, çöller · terk · terk etmek, terk edilmiş · ıssız · bırakmak · boş · yüzüstü bırakmak · ıssız yer · kaçmak · sahra · other translations

desert çöl, çöller

You're a flower, you are. Just a little desert flower.

Sen bir çiçeksin, sen küçük bir çöl çiçeğisin.

The desert is no place to be alone.

Çöl yalnız kalmak için uygun bir yer değil.

like a desert or a forest or the sea.

Çöl gibi, orman gibi veya deniz gibi.

Click to see more example sentences
desert terk

This baby was deserted by its mother, and it's going to need a new one.

Bu bebek annesi tarafından terk edildi ve yeni bir anneye ihtiyacı var.

Yes, a deserted house with a red roof.

Evet, terk edilmiş kırmızı çatılı bir ev.

This school is not quite deserted.

Bu okul pek terk edilmiş gibi değil.

Click to see more example sentences
desert terk etmek, terk edilmiş

This baby was deserted by its mother, and it's going to need a new one.

Bu bebek annesi tarafından terk edildi ve yeni bir anneye ihtiyacı var.

Bernie, this place is not deserted.

Bernie, burası terk edilmiş bir yer değil.

This place looks deserted.

Burası terk edilmiş gibi.

Click to see more example sentences
desert ıssız

Because the last couple days I've felt like a deserted island.

Çünkü son bir kaç gün kendimi ıssız bir ada da gibi hissettim.

Don't worry. The place is deserted.

Merak etme burası ıssız bir yer.

This is a deserted island.

Burası ıssız bir ada.

Click to see more example sentences
desert bırakmak

If this were Prince John, his soldiers wouldn't desert him.

Eğer bu Prens John olsaydı, askerleri onu bırakıp gitmezdi.

I'm sorry, but he has deserted you.

Üzgünüm ama o seni yüzüstü bıraktı.

To warn you, he even sent you to a deserted place.

Seni uyarmak için, seni ıssız bir yere bile bıraktı.

Click to see more example sentences
desert boş

It's deserted, empty, and if Sam says there's a demon here, I'll find it.

Burası terk edilmiş, boş ve eğer Sam burada bir şeytan olduğunu söylüyorsa, onu bulacağım.

I've never seen this place so deserted.

Burayı hiç bu kadar boş görmemiştim.

How lonely and deserted it looks.

Ne kadar boş ve ıssız gözüküyor.

Click to see more example sentences
desert yüzüstü bırakmak

I'm sorry, but he has deserted you.

Üzgünüm ama o seni yüzüstü bıraktı.

Everyone has deserted me.

Herkes beni yüzüstü bıraktı.

The army has deserted us.

Ordu bizi yüzüstü bıraktı.

Click to see more example sentences
desert ıssız yer

Don't worry. The place is deserted.

Merak etme burası ıssız bir yer.

I've never seen a more deserted place in my life.

Hayatımda bu kadar ıssız bir yer daha görmedim.

This place is enormous and deserted.

Burası muazzam bir yer ve ıssız.

Click to see more example sentences
desert kaçmak

Because the last couple days I've felt like a deserted island.

Çünkü son bir kaç gün kendimi ıssız bir ada da gibi hissettim.

It's not desertion. It's staying together.

Bu kaçmak değil, birlikte kalmak.

O.W. Hadley has deserted, sir.

O.W. Hadley kaçmış komutanım.

Click to see more example sentences
desert sahra

Australian outback, Sahara desert, Nevada plains

Avustralya tenhaları, Sahra çölü, Nevada düzlükleri

Sahara desert, Nile fountain.

Sahra çölü, Nil şelalesi

Niger has two Uranium mines in the Sahara desert.

Nijer'in Sahra Çölü'nde iki uranyum madeni var.

Click to see more example sentences