English-Turkish translations for desperate:

çaresiz · umutsuz · ümitsiz · tehlikeli · korkunç · other translations

desperate çaresiz

He's a desperate man, he is not a bad man.

O çaresiz bir adam, kötü bir adam değil.

I am a desperate woman, you idiot.

Ben de çaresiz bir kadınım seni salak.

like a desperate dog!

Çaresiz bir köpek gibi.

Click to see more example sentences
desperate umutsuz

I'll bet they're out there looking for you right now, and they're desperate to find you.

Ben onlar orada bahse girerim şu anda seni arıyor ve onlar sizi bulmak için umutsuz.

Look at these people, just desperate, terrible, all of them.

Şu insanlara bak, Hepsi sadece umutsuz ve korkunç.

Mum is desperate, but I'm not

Annem umutsuz ama ben değilim.

Click to see more example sentences
desperate ümitsiz

There's nothing more dangerous than a desperate man.

Ümitsiz bir adamdan daha tehlikeli bir şey yoktur.

I've never seen someone so totally desperate.

Hiç bu kadar ümitsiz birini görmemiştim.

You're just a lonely, old, desperate, pathetic drug addict!

Sen yalnız, yaşlı, ümitsiz, beş para etmez bir uyuşturucu bağımlısısın!

Click to see more example sentences
desperate tehlikeli

Now he's desperate which makes him more dangerous.

Şimdi çaresiz, ki bu onu daha da tehlikeli yapıyor.

There's nothing more dangerous than a desperate man.

Ümitsiz bir adamdan daha tehlikeli bir şey yoktur.

Whatever it is, she's desperate, which makes her dangerous.

Her ne ise, o umutsuz, bu da onu tehlikeli yapar.

Click to see more example sentences
desperate korkunç

Look at these people, just desperate, terrible, all of them.

Şu insanlara bak, Hepsi sadece umutsuz ve korkunç.

What a horrible and desperate act. Utterly unthinkable.

Ne korkunç ve umutsuz bir hareket. tamamıyla düşünülemez.