English-Turkish translations for desperately:

umutsuzca · son derece · other translations

desperately umutsuzca

I'll bet they're out there looking for you right now, and they're desperate to find you.

Ben onlar orada bahse girerim şu anda seni arıyor ve onlar sizi bulmak için umutsuz.

Look at these people, just desperate, terrible, all of them.

Şu insanlara bak, Hepsi sadece umutsuz ve korkunç.

Mum is desperate, but I'm not

Annem umutsuz ama ben değilim.

Click to see more example sentences
desperately son derece

It's a desperately important scarf.

Son derece önemli bir fular.

It just seems desperately sad.

Son derece üzücü görünüyor.

Parker was desperately ill.

Parker son derecede hastaydı.