English-Turkish translations for die:

ölmek · ölmez · vefat etmek · bitmek · yok olmak · kaybetmek · ölecek gibi olmak · tatmak · sıkılmak · patlamak · kalıp · can vermek · zar · sıkıntıdan ölmek · other translations

die ölmek

There was a house fire, and the girl died, And you never told me anything about this.

Bir yangın çıktı ve kız öldü, ve sen bana bu konu hakkında hiç bir şey söylemedin.

His wife died two years ago.

Karısı iki yıl önce ölmüş.

A lot of people died..

Bir sürü insan öldü.

Click to see more example sentences
die ölmez

Some things never die.

Bazı şeyler asla ölmez.

A mother's love never dies.

Bir annenin sevgisi asla ölmez.

People don't die of such things.

İnsan böyle bir şey için ölmez.

Click to see more example sentences
die vefat etmek

Well, I'm sorry. My dad died five years ago.

Üzgünüm ama babam beş yıl önce vefat etti.

Well, she, uh, she died a few years ago.

Yani, o, ah, birkaç yıl önce vefat etti.

He died last night.

Dün gece vefat etti.

Click to see more example sentences
die bitmek

Well then, since your work here is done, just go ahead and die

Peki o zaman, madem burada işin bitti, hadi git ve öl

Then you all die, because this is over.

O zaman hepiniz ölürsünüz, çünkü bu bitti.

You die and it's all over!

Sen öl ve bu bitsin!

Click to see more example sentences
die yok olmak

And I have no idea what happens after we die.

Ve öldükten sonra ne olduğuna dair bir fikrim yok.

Pete, if that book is destroyed, you and Lana and Mr. Kent will all die.

Pete, eğer o kitap yok olursa, sen, Lana ve Bay Kent ölürsünüz.

You'll surrender yourself to me, Doctor, or this one dies.

Bana kendin teslim olacaksın, Doktor. Yoksa bu ölür.

Click to see more example sentences
die kaybetmek

Two men died and a boy lost his legs, and you don't care!

İki kişi öldü ve bir çocuk bacaklarını kaybetti ama umurunda değil!

Unfortunately, she was in an accident.. and died.

Ne yazık ki, bir kaza geçirdi... .ve hayatını kaybetti.

It's like losing a war, dying.

Bu savaş kaybetmek gibi, ölüyor.

Click to see more example sentences
die ölecek gibi olmak

Sometimes I feel like everything that happened before Dad died was all an illusion.

Bazen her şey, babam ölmeden önce olmuş gibi hissediyorum. Her şey bir ilüzyondu.

If he dies, everything will be like before.

Eğer o ölürse, her şey eskisi gibi olacak.

But if Caleb is the same as Jacob, how come Jacob remembers dying and Caleb doesn't?

Ama Caleb aynen Jacob gibi ise nasıl oluyor da Jacob öldüğünü hatırlıyor ama Caleb hatırlamıyor?

Click to see more example sentences
die tatmak

Dad died, but, honey, We are still here!

Babam öldü! Ama tatlım, biz hala buradayız!

Honey, don't die.

Tatlım, sakın ölme.

How did mommy die, sweetheart?

Annen nasıl öldü, tatlım?

Click to see more example sentences
die sıkılmak

If he's mortal, then he's a witch, and if he dies as a witch, then he's stuck on the other side forever.

Eğer ölümlü olursa da bir cadı olur. Bir cadı olarak ölürse de öbür tarafta sonsuza dek sıkışıp kalır.

Your father died a coward cursing you and squealing like a stuck pig!

Baban bir korkak gibi öldü. seni lanetleyerek ve sıkışmış bir domuz gibi bağırarak!

Dying to shoot, me too!

Ölmek için sık, bana da!

Click to see more example sentences
die patlamak

That's why my mother died in that car bomb.

Bu yüzden annem o patlayan arabada öldü.

Million people will die when a nuclear bomb explodes, right?

Nükleer bir bomba patladığında milyonlarca insan ölecek. Öyle değil mi?

Pat Wickham died a couple months ago, that leaves George.

Pat Wickham da birkaç ay önce öldü, geriye sadece George kaldı.

die kalıp

You mean stay here and die.

Burada ve kalıp kalmak demek.

Who wants to stay and die?

Kim burada kalıp ölmek istiyor?

Sonya, you wanna stay here and die?

Sonya, burada kalıp ölmek mi istiyorsun?

die can vermek

And they died proudly! For us!

Ve bizim için gururla can verdiler!

die zar

Die, peter parker.

Zar, Peter Parker.

die sıkıntıdan ölmek

Jerry, I tell you, if this woman dies it is gonna be a major inconvenience.

Jerry, sana şunu söyleyeyim ki, eğer bu kadın ölürse bu büyük bir sıkıntı olacak.